“Hepimiz İhtiyarladık mı?”
“Hepimiz İhtiyarladık mı?”
2000’lerin başı. Henüz Suriye ile ilişkilerimizin bozulmadığı zamanlar. Ürdün Kralı’nın eşi Raina ile Esma Esed’in da aralarında olduğu İslam Dünyası’nın first leydilerini Başbakan eşi olarak sayın Emine Erdoğan ağırlıyor.
Kadın gazeteciler arasında kendi hayat hikayelerini anlatan kalemlerin aniden çoğaldığı bir zaman dilimindeyiz. First leydiler sahneye çıkacak, “aile fotoğrafı” için poz verilecek. Fakat sahne bir türlü dolmuyor.
Kadın gazeteciler -isimleri bende saklı- o sıralar hayatımıza henüz karışmış e-postalar üzerinden okuyuculardan günde kaç mektup aldıklarını soruyorlar birbirlerine. Kimi yüzlerce diyor, kimisi posta kutusunun dolduğunu söylüyor. Israrla bana bakıyorlar. “Haftada bir yazıyorum, üçü pek geçmiyor genelde” diyorum. Heyecanla okuyucuların nelerden bahsettiğini soruyorlar. “Ara ara yayımlıyorum” diyorum. Ne yani diyor o sıralar pek popüler olan bir kadın gazeteci “Onları siz uydurmuyor musunuz?” Bu konuşmanın yorumunu size bırakıyorum.
Neden geçmişe dönerek “okuyucu yorumları”na dair bir bahis açma ihtiyacı hissetim?
Geçen cuma yayımladığım yazıya gelen çok kıymetli bir kalemin yorumunu dikkatinize sunmak için. Şöyle diyor:
“Büyük toplumsal hadiselerin, savaşların, biz yaşarken olup bitenlerin edebiyata konu olmaması-olamaması önemli bir mevzu. Edebiyat o gün neden Navarini, Morayı yazmamış? Bugün de terör meselesi, 28 Şubat, Gezi, Suriye iç savaşı, 15 Temmuz yeterince yazıldı mı? Bunların hepsi ne kadar çok meşgul etti/ediyor halbuki dünyamızı. Cevabı zor bir soru sormuşsunuz yazıda hasılı. Bunları yazmak öyle çok kolay değil. Politik bir yere çıkmadan-çıkarılmadan yazmak mümkün değil bu mevzuları. Yazarlar da bu politik tarafta olmak istemiyor bana sorarsanız. Küçük insan hikayesini veriyorlar en fazla. Selamlar, hürmetler bu vesile ile.” (U.E.)
Dünü güne bağlamak faslında Yahya Kemal’in Eğil Dağlar kitabında yer alan “Hepimiz ihtiyarladık mı?” denemesi üzerinden gidelim istiyorum.
Yahya Kemal Beyatlı’nın Millî Mücadele yıllarını ve o dönemin ruh halini kaleme aldığı “Eğil Dağlar” kitabındaki denemeler, Türk edebiyatının ve tarihimizin en kıymetli tanıklıkları arasında yer alır. Bu eserin içinde yer alan “Hepimiz İhtiyarladık mı?” başlıklı deneme, dönemin toplumsal haleti ruhiyesini duyguların tarihi açısından değerlendirmemizi sağlayacak bir derinlik taşır.
Şairin kendinin ve muhitinin ihtiyarlığını tespit/tasvir ettiği sahneler, ilk bakışta bugünün okuyucusuna çok uzak gibi görünür. Değildir esasında. Şöyle diyor, “Günler kısaldı/ Kanlıca’nın ihtiyarları/Bir bir hatırlamakta geçen sonbaharları” dizesinin muhteşem şairi:
“Genç orta yaşlı müshil hepimiz ihtiyarladık mı? Bu on iki senelik serencamdan evvel hepimiz çocuktuk, merak, tecessüs, hayret, perestiş, tahayyül gibi meziyetlerimiz........
