menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yıkımdan devlete, kaostan nizama: İsrail’in büyük korkusu

37 30
01.02.2026

Yanı başımızda bir devlet, ağır yıkıntıların, dumanı tüten enkazların arasından yeniden doğuyor. Suriye’den söz ediyorum. Sadece bir komşu ülke değil, her yönüyle canlı, acı verici, öğretici bir tarih ve sosyoloji laboratuvarı gibi önümüzde duruyor.

Suriye’yi devrimden çok önce, sınır güvenliği, terör başlıkları, akrabalık bağlarımız ve insani yardımlar parantezinde konuşurduk. 2011 yılından sonra ise devrimin bütün sancılarını anbean hissettik. İç savaşı, göçü ve insani krizleri yalnızca televizyon ekranlarından izleyerek değil, yurtlarını terk etmek zorunda kalan masum sivilleri şehirlerimizde misafir ederek, ekmeğimizi bölüşerek, bizzat şahitlik ederek yaşadık.

Ancak devrimden sonraki son iki yıldır, artık başka ve çok daha derin bir sorunun etrafında dönüyoruz:

“Suriye nasıl bir devlet olarak yeniden kurulacak?”

Gelinen aşama elbette Suriye’nin kendi iç meselesini çoktan aşmış durumda. Başta ülkemiz olmak üzere, bütün coğrafyayı doğrudan ilgilendiren, fiziki sınırların yeniden çizildiği değilse de zihinlerin ve nüfuz alanlarının yeniden tanımlandığı bir eşikteyiz.

***

Programa; İstanbul Valisi Davut Gül, İHH İnsani Yardım Vakfı Genel Başkanı Bülent Yıldırım, Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, İHH İnsani Yardım Vakfı Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Hüseyin Oruç, Filistin’e Destek Platformu Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, İHH Genel Sekreteri Ahmet Göksun, Dijital Hafıza Derneği Başkanı İzzet Şahin, Cihannüma Derneği Başkanı Selim Cerrah ile çok sayıda akademisyen, sivil toplum temsilcisi ve davetli katıldı.

KRİTİK RAPOR: BİR DEVLET NASIL KURULUR?

Bugün önümde, dün kamuoyu ile paylaşılan, ezber bozan öngörüler, teklifler ve çözümler ortaya koyan kapsamlı bir çalışma;

“Suriye Raporu”

duruyor.

Cihannüma Derneği, İHH ve Dijital Hafıza Derneği’nin, Kasım-Aralık 2025 tarihlerinde sahaya inerek, iki farklı uzman ekiple hazırladığı bu rapor, durum tespitlerinin ötesinde, Suriye Arap Cumhuriyeti özelinde ancak Türkiye’ye de yeni ödevler yüklenen; geniş kapsamlı kısa ve uzun vadeli yol haritası çiziyor.

Raporu birkaç gün önce temin etsem de Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen yoğun katılımlı programı takip ettim. Sunumda şunu bir kez daha fark ettim: Türkiye’nin sivil toplum tecrübesi de insani yardım çalışmalarının ötesine geçen bir birikim ortaya koyuyor.

Rapora geçecek olursak: Tarihten hukuka, eğitimden mimariye, sağlıktan uluslararası ilişkilere kadar 15 farklı disiplinde, 100’e yakın akademisyenin emeğiyle ortaya çıkmış; adeletli, hakkaniyetli, tarihini reddetmeyen, acılarından dersler çıkarmış, halkını kucaklayan, dengeleri bilen, coğrafyasını yaşayan ve geleceği öngören; “bir devleti yeniden kurgulama” rehberi adeta. Toplam 65 metne dayanan ve Türkçe, Arapça ve İngilizce olarak hazırlanan bu çalışma, Suriye için somut adımlar atılması gerektiğini çok somut verilerle ortaya koyuyor.

Raporun gördüğüm bazı çarpıcı cümleleri aktararak detaylarına gireceğim. Takdim yazısında Cihannüma Derneği Başkanı Selim Cerrah’ın şu sözlerini altını çizdim: “Türkiye ve İslâm dünyası Suriye meselesini sadece yıkılmış bir ülkeyi yardım kampanyaları ile ihya ve inşa etmek olarak görmemelidir. Batının ve zihnen batıyla entegre şekilde zulüm mekanizmaları kuran doğudaki bazı devletlerin kötülükleri daima........

© Yeni Şafak