menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ergenlik rüzgârına 25 yaş barajı: Cinsiyet ameliyatlarına denetim ve ceza

115 110
22.02.2026

Özgürlüğün, sınırsızlığa dönüştüğü çağda, birçok Batı ülkesinde son birkaç yıldır

“gençliğin istikameti”

tartışılıyor. Sosyal medyanın da etkisi ile bulaşıcı bir “virüs” gibi yayılan

cinsiyet hoşnutsuzluğu (cinsiyet disforisi

) tıbbın sınırlarını da zorlayarak gençlerde telafisi olmayan yaralar açıyor.

Batı literatüründe

“Ani Başlangıçlı Cinsiyet Disforisi”

(Rapid Onset Gender Dysphoria) olarak adlandırılan, özellikle de ergenlik döneminde sosyal medya ve akran etkisiyle ortaya çıktığı gözlemlenen yönelimler birçok ülkede çocuklara yönelik tıbbi müdahalelerin sınırlarının yeniden belirlenmesine yol açtı.

İngiltere’de

çocuklara yönelik cinsiyet klinikleri yeniden yapılandırıldı.

İsveç ve Finlandiya

reşit olmayanlara hormon tedavisini sınırlandırdı.

ABD’deki 26 eyalet,

17 yaş ve altındaki çocuklar için ergenlik engelleyici ilaçlar, hormonlar ve cerrahi işlemler gibi biyolojik cinsiyeti terk ettirmeyi destekleyici sağlık hizmetlerini yasakladı. Son olarak

Amerikan Plastik Cerrahlar Derneği

, 19 yaş altındaki çocuk ve gençler için geri dönülemez

cinsiyet ameliyatlarına karşı çıkarak,

müdahalelerin en az 19 yaşına kadar ertelenmesi gerektiğini duyurdu.

Türkiye’de ise Ekim 2025’te gündeme gelen ve 11. Yargı Paketi’nden son anda çıkarılan köklü bir düzenleme tartışılıyor. Aile kurumunun ve toplum yapısının korunmasını hedefleyen teklifin önümüzdeki günlerde TBMM’ye sunulacak.


***

AMELİYAT YAŞI 18’DEN 25’E ÇIKACAK

Adalet Bakanlığı’nın hazırladığı taslağa göre, kanun teklifi hem Türk Medeni Kanunu hem de

Türk Ceza Kanunu

’nda kapsamlı değişiklikler öngörüyor. Düzenlemenin odağında ise

Türk Medeni Kanunu’nun 40’ıncı maddesi

var. Öncelikle, cinsiyet değişikliği talebinde bulunabilmek için öngörülen yaş sınırı

18’den 25’e çıkarılıyor.

Böylece, yaşamın geri kalanını doğrudan etkileyecek nitelikteki bu kararın daha ileri bir

yaş olgunluğunda

alınması hedefleniyor.


***

TAM TEŞEKKÜLLÜ HASTANEDE BİR YIL GÖZLEM

Bununla birlikte, daha önce

“cinsiyet değişikliğinin ruh sağlığı açısından zorunlu olduğunun bir eğitim ve araştırma hastanesinden alınacak resmî sağlık kurulu raporuyla belgelenmesi”

şeklinde olan şart, daha sıkı denetleme mekanizmasına bağlanıyor. Yeni düzenlemeye göre, kişinin hem

üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksun bulunduğunu

hem de cinsiyet değişikliğinin ruh sağlığı açısından zorunlu olduğunu;

“Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen tam teşekküllü bir eğitim ve araştırma hastanesinin en az üçer ay aralıklarla yapacağı dört ayrı değerlendirme sonucunda düzenleyeceği resmî sağlık kurulu raporuyla belgelemesi”

gerekecek. Bu sayede geri dönüşü olmayan yola girme süreci hem zamana yayılıyor hem de uzmanların gözetiminde gerçekleşiyor.


***

TIBBİ ZORUNLULUK İSTİSNA

Maddeye eklenen açık hükümle, bu şartlar çerçevesinde

mahkemeden izin alınmadan

cinsiyet değişikliğine yönelik hiçbir tıbbi müdahale yapılamayacağı da düzenleniyor. Bunun yanında maddeye eklenen yeni fıkra ile önemli bir istisna getiriliyor: Genetik ve/veya hormonal hastalıklar nedeniyle genital organlarında gelişme bozukluğu bulunduğu, Sağlık Bakanlığı’nca belirlenen tam teşekküllü bir eğitim ve araştırma hastanesinin resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilen kişilerde, bu maddede öngörülen şartlar aranmaksızın tedaviye yönelik zorunlu tıbbi müdahaleler yapılabilecek. Ancak bu müdahaleler sonucunda nüfus sicilinde cinsiyet değişikliği yapılması zorunlu hâle gelirse, gerekli düzeltme yine mahkeme kararıyla gerçekleştirilecek. Böylece düzenleme,

kimlik temelli cinsiyet değişikliği süreci ile tıbbi zorunluluk hallerini hukuken ayrıştırıyor.


***

“CİNSİYET DEĞİŞİKLİĞİ SINIRSIZ HAK DEĞİLDİR”

Türk Medeni Kanunu’nun 40’ıncı maddesinde yapılacak değişikliğin gerekçesi, düzenlemenin hukuki mantığını da açıkça ortaya koyuyor: “Cinsiyet değişikliği, kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği sınırsız bir hak değildir; bilimsel zorunluluk temelinde, sıkı şartlara bağlı bir imkândır.” Gerekçe, cinsiyet değişikliğine yönelen kişilerin ileride yaşayabilecekleri fizyolojik ve ruhsal olumsuzlukların önlenmesini, öncelikle bu kişilerin, genel anlamda ise ailenin ve toplumun korunmasını hedef olarak belirliyor. Dayanak olarak

Anayasa’nın 41’inci ve 58’inci maddeleri

gösteriliyor; yani ailenin ve gençliğin korunması Devletin yükümlülüğü olarak hatırlatılıyor.


***

“PSİKOSOSYAL OLGUNLUK”

Yaş sınırının 18’den 25’e çıkarılması da bu yaklaşımın en belirgin göstergesi. Yasa koyucu, yaşamın geri kalanını derinden etkileyecek bir kararın, belirli bir yaş olgunluğuna ulaşıldıktan sonra alınmasını istiyor.

25 yaş eşiği, psikososyal olgunluk vurgusuna dayanıyor.

Ergenlik ve erken yetişkinlik döneminde kimlik arayışının, dış etkilere açıklığın ve duygusal dalgalanmaların yoğunluğu dikkate alındığında, düzenleme bu evrede alınacak geri dönüşsüz kararları zamana yaymayı hedefliyor.


***

RAPORU VEREN MERKEZLER UZMANLAŞACAK

Teklif yalnızca yaş sınırını yükseltmekle kalmıyor. Cinsiyet değişikliği talebinde bulunabilmek için, kişinin

üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksun bulunduğunun

sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi şartı korunuyor. Ayrıca sağlık kurulu süreci ciddi biçimde sıkılaştırılıyor. Artık tüm eğitim ve araştırma hastaneleri değil,

Sağlık Bakanlığı’nca belirlenen tam teşekküllü merkezler

yetkili olacak. Üstelik tek bir rapor değil,

en az üçer ay arayla yapılacak dört ayrı değerlendirme

sonucunda rapor düzenlenebilecek. Böylece, başvuran kişinin belirli bir zaman diliminde gözlemlenmesini ve rapor veren merkezlerde uzmanlaşmanın sağlanması da amaçlanıyor.

HORMON İLAÇLARI DA TIBBİ MÜDAHALE SAYILACAK

Dikkat çekici bir başka husus da rapor düzenlenirken başvuranın yalnızca yasal koşulları sağlamak amacıyla hormon veya ilaç kullanıp kullanmadığının dikkate alınacak olması. Bu ifade, erken yaşta hormon kullanımına ilişkin tartışmaların doğrudan düzenleme metnine yansıdığını gösteriyor. Yeni düzenleme ile

mahkeme izni olmaksızın

cinsiyet değişikliğine yönelik hiçbir tıbbi müdahale yapılamayacak, süreç idari değil,

yargısal denetime

bağlı olacak.


***

AMELİYAT EDENE DE OLANA DA HAPİS CEZASI

Medeni Kanun’da öngörülen denetim mekanizmasının güçlendirilmesi, Ceza Kanunu’nda yaptırım hükümleriyle tamamlanıyor. Buna göre, kanunda belirlenen şartlara aykırı biçimde cinsiyet değişikliğine yönelik tıbbi müdahalede bulunan kişiler hakkında üç yıldan yedi yıla kadar

hapis ve bin günden on bin güne kadar adli para cezası

uygulanacak. Müdahalenin çocuğa karşı gerçekleştirilmesi veya yetkisiz kişiler tarafından yapılması hâlinde cezalar bir kat artırılacak. Ayrıca, kanunda öngörülen usule aykırı şekilde bu tür bir tıbbi müdahaleyi yaptıran kişi de

bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla

karşı karşıya kalacak. Düzenleme, suçun kapsamını yalnızca cerrahi müdahalelerle sınırlamıyor:

Cinsiyet değişikliğine yönelik hormon verilmesi veya ilaç uygulanması gibi cerrahi dışı tıbbi işlemler de suç kapsamında değerlendirilecek.


***

EŞCİNSELLİK PROPAGANDASI DA “EVLİLİK” DE YASAKLANIYOR

Teklif ayrıca

Türk Ceza Kanunu’nun 225’inci maddesinde

değişiklik öngörüyor. Düzenlemeyle, doğuştan gelen biyolojik cinsiyete aykırı tutum ve davranışları

alenen teşvik eden, öven veya özendiren

fiiller suç kapsamına alınıyor. Buna göre, LGBT lobilerinin veya eşcinsellik propagandası yapan kişiler hakkında

bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası

öngörülüyor. Bununla birlikte, aynı cinsiyetteki kişilerin nişan veya evlenme töreni düzenlemesi de yaptırıma bağlanıyor. “

Eşcinsel evlilik

” adı altında gerçekleştirilen törenler suç kapsamında değerlendirilecek ve bu tür organizasyonlara katılan taraflar hakkında

bir yıl altı aydan dört yıla kadar hapis cezası

uygulanabilecek.

Böylece düzenleme, yalnızca tıbbi müdahale ile sınırlı kalmıyor, cinsiyet disforisine neden olan

kamusal görünürlük ve teşvik boyutunu

da ceza hukuku çerçevesine dahil ediyor.

Sonuç olarak;

kanun teklifleri; gençleri sosyal akımların etkisiyle alınabilecek geri dönüşü zor ve kalıcı fiziki hasarlardan korumayı, tıbbi müdahalenin sınırlarını hukuk çerçevesine oturtmayı ve biyolojik cinsiyetle birlikte

aile kurumunu anayasal güvence altına almayı

amaçlıyor.

Devletin, bu düzenlemeyle ortaya koyduğu yaklaşım ile gençlerdeki cinsel yönelim bunalımıyla sektöre dönüşen ve merdiven altına da inen cinsiyet terk etme ameliyatlarını

sıkı bir izin ve denetim altına

alacak.


© Yeni Şafak