Bayır Bucak’ta tarihi kucaklaşma: “Burası Çanakkale’ydi”
Suriye’ye 2011’den beri belki de onuncu gelişim. Rejimin devrilmesinden iki gün sonra Halep’e gitmiş, 14 yıllık savaşın ve kuşatmanın hiç bilinmeyen ağır yıkımını görmüştüm. Şimdi rota daha güneye,
Lazkiye’ye doğru. Kilis’ten girip Akdeniz sahilinden çıkacağız.
Suriye makamları artık araçlı geçişlerde uluslararası taşıt belgesi talep ediyor. Bu nedenle Öncüpınar Sınır Kapısı’nda yaklaşık iki saat bekledik.
Sınırdaki yaya yoğunluğu dikkat çekiyor. Ellerinde valizlerle Suriye tarafına yürüyen insanlar hayli fazla. Arada ev eşyalarını kamyonetlere yüklemiş, temelli dönüş yoluna geçmiş aileler de var.
Azez ve Tel Rıfat’ı geride bırakıp Halep’e doğru yol aldık.
Görüntü bir anda değişiyor. Devrimden hemen sonra gördüğüm hayalet kasaba ve köylerde yaşam başlamış. Tamir edilen
“hayatlı” evlerin önünde araçlar var, çocuklar kapılarda oynuyor.
Halep’in merkezine uğramadan M5 karayolundan güneye yöneldik.
Serakib’den sonra M4’ün üzerindeyiz.
Bu yol Suriye’nin ekonomik ve stratejik can damarı. Güzergah boyunca
savaşın izleri görülse de toprak baharı müjdeliyor.
Bereketli arazilerin neredeyse tamamı ekilmiş.
Sakin bir yolculuğun ardından Lazkiye’deyiz.
Şehrin ana kavşağında devasa bir bayrak direği karşılıyor bizi. Gönderde
üç yıldızlı Özgür Suriye bayrağı
dalgalanıyor
.
İktidar değişiminin simgesi adeta.
Burasını
Suriye’nin geri kalanından ayıran doku
gözle görülüyor. Yüksek apartmanlar, geniş bulvarlar... Lazkiye, ülkenin diğer şehirlerinden çok daha modern. “Korunduğu” çok belli. Haliyle,
Esed ailesinin burayı rejimin arka bahçesi sayıp özel yatırımlarla ihya ettiği ilk bakışta anlaşılıyor.
Burç İslam kasabasına vardığımızda saat 17’ye geliyordu. Burası
Suriye Türkmenlerinin yoğun yaşadığı,
turkuaz renkli sahil kasabalarından. Nüfusu 30 bine yakın ve halkın büyük kısmı Türkçe konuşuyor.........
