menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Adını koyalım

60 0
yesterday

İsrail’in 26. Knesset seçiminde normal sandıkların tamamı açıldı. Netanyahu bloku 53, muhalefet 48, Arap partileri ise tarihi bir rekorla 19 sandalyede. Kimse 61’e ulaşamadı. İsrail gazetesi Haaretz analizini şu başlıkla verdi: “İsrail’in gelmiş geçmiş en kötü seçimi: Kesin kazanan yok, netlik yok, değişim şansı yok.”

Bu belirsizliğin ortasında, İsrail’in Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’in partisi Otzma Yehudit 7 sandalye kazandı.

Sizlerle biraz daha istatistik paylaşacağım. Çünkü eldeki rakamlar bir meseleyi netleştirmemize yardımcı olacak.

İsrail seçimlerine katılım yüzde 77,7. Bu, 1999’dan bu yana en yüksek oran. Oyların yüzde 90’ı sayıldığında Otzma Yehudit 284 bin oya ulaşmıştı. Oy oranı yüzde 5,5. Kalan sandıklar da aynı oranla eklendiğinde Ben Gvir’in arkasında 300 bini aşkın İsrailli seçmen olduğunu söyleyebiliriz.

Herkes Netanyahu’nun blokuyla hükümet kuracak çoğunluğa ulaşamamasını, muhalefetin beklenen patlamayı yapamamasını ve Arap partilerinin bütün hesapları altüst eden kazanımlarını konuşurken, Ben Gvir için bu kadar ince hesap yapmamın tüm insanlığı ilgilendiren çok mühim nedenleri var.

Üç yüz bini aşkın oy… Hem de dünyanın gözleri önünde, İsrail halkının azımsanmayacak bir kesiminden gelen bir destek bu. Sonuçları incelerken bir yandan da bu yazıyı düşündüm ve şu geçti aklımdan: “İsrail’de demokrasinin bütün kuralları uygulanarak bir soykırım referandumu yapıldı ve soykırımcılar, sandıktan onay aldı.”

Zaten Ben Gvir de kim olduğunu saklayan biri değil. Psikopatlığını pervasızlıkla harmanladığı, nefretini inancıyla yoğurduğu kişiliğini açıkça sergiliyor.........

© Yeni Şafak