menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Genelev Patroniçesi”: Yahudi geçmişi örten medya operasyonu

272 23
15.02.2026

5 Kasım 1991 gecesi Atlantik’te, lüks bir yatın güvertesinden denize bir medya patronu düşüyor. Cesedi çıplak halde Kanarya Adaları açıklarında bulunuyor. Ölümü resmi kayıtlara “

kazara boğulma

” olarak geçiyor. Maktulün kalp krizi geçirip suya düştüğü senaryosunda hemfikir olunuyor. Ancak defin yeri ve düzenlenen cenaze törenine katılan isimler, bu kazara ölümün üzerine bir sır perdesi çekiyor. Öyle ki, denize düşerek öldüğü söylenen o adamın bir medya baronu ve Epstein davasının bir numaralı sanığı Ghislaine Maxwell’in babası olması dahi kamuoyunda neredeyse hiç konuşulmuyor. Çünkü bu bağlantının ucu,

geri planda tutulan bir güç ağına

dokunuyor.

Robert Maxwell ve kızı Ghislaine, 13 Ekim 1984'te Oxford - Brighton futbol maçını izliyor.

Sapkınlığın sınır tanımadığı Epstein ifşalarına dair uluslararası basında binlerce haber yapılıyor, milyonlarca belge analiz ediliyor. Bazı taşlar yerine oturtuluyor. Ancak bazı büyük taşlara hiç dokunulmuyor. Türkiye’de ise konu daha çok “anlatılanlar” üzerinden tartışılıyor. Küçük yaştaki kızların istismar edilmesi, adaya giden siyasiler, ünlüler, ilişkiler derken dünya kamuoyu yıllardır bu büyük skandalı; fuhuş, para, güç ve magazinleştirilmiş ilişkiler ağı şeklinde okuyor. Ta ki İsmail Halis’in geçtiğimiz günlerde Yeni Şafak’ta yayımlanan “Altı Milyon Belgenin Editörü Kim?” başlıklı analizine kadar. Halis, “

veri madenciliği

” yaparak Epstein yapılanmasındaki Yahudi dayanışmasına ve güç ağlarının kimler üzerinden örüldüğüne somut isimlerle atıf yaparak bir kapı araladı. Ben de o kapıdan girip, “

gösterilmek istenmeyen fotoğrafa

” dikkat çekmek istiyorum.

O halde, Atlantik’teki gizemli kazanın ertesi günlerine dönelim.

Robert Maxwell’in 5 Kasım 1991 gecesi denize düşerek hayatını kaybettiği lüks yatına kızı “Lady Ghislaine”in adını vermişti. Tekne, Robert Maxwell’in ölümünün ardından patlak veren mali skandal sürecinde alacaklılara yönelik tasfiye kapsamında el değiştirdi. Bir dönem medya imparatorluğunun simgesi olan tekne, yeni sahiplerine satıldı, yeni bir isim verilerek Maxwell ailesiyle sembolik bağı tamamen koparıldı.

***

ZEYTİN DAĞI’NDA DEVLET TÖRENİ

Robert Maxwell’in cesedi denizden çıkarıldıktan sonra herkesi şaşırtan bir kararla

Kudüs’te Zeytin Dağı’na defnediliyor.

Cenazeye dönemin İsrail Başbakanı Yitzhak Shamir,

eski Başbakan Yitzhak Rabin ve gelecek Başbakanı Ariel Şaron gibi en üst düzey siyasetçiler,

üst düzey MOSSAD yetkilileri katılıyor.

Matbaada baskıdan çıkan gazeteleri kontrol eden bir çalışan, 6 Kasım 1991 tarihli Daily Mirror’ın “Maxwell denizde öldü” manşetinin yer aldığı sayıyı inceliyor. Gazete yönetimi, Atlantik’te hayatını kaybeden medya patronlarını “Daily Mirror’ı kurtaran adam” ifadeleriyle anmış.

Robert Maxwell’in gömüldüğü Zeytin Dağı, büyük ve tarihi bir Yahudi mezarlığıdır. Yüzyıllar boyunca Yahudi dini önderlerinin, hahamların ve modern İsrail siyasetinin kurucu figürlerinin defnedildiği Zeytin Dağı, Talmud’a göre, Mesih’in gelişinin ardından dirilişin başlayacağı yerdir. İsrail basınında Maxwell için

“sadık bir dost”

ifadeleri kullanılıyor. Haberlerde

“İngiliz medya baronu” olarak anılan bir isme,

İsrail’in yüksek ölçekte devlet ilgisi sunması ve

dini öncelik verilmesi,

buzdağının görünmeyen kısmındaki "sadakatin" büyüklüğünü ilan ediyor aslında.

Bugünkü Ukrayna sınırları içinde 1923 yılında doğan

Maxwell de zaten Yahudi bir ailenin çocuğu.

Soykırımdan kurtulanlardan ve II. Dünya Savaşı’nda İngiliz ordusunda görev yapıyor. Bu süreçte birçok kez adını değiştiriyor. Savaş sonrası İngiltere’de yayıncılığa girerek akademik yayın devi Pergamon Press’i büyütüyor, 1980’lerde Mirror Group Newspapers’ı satın alarak

Daily Mirror gibi bir gazetenin patronu oluyor.

Baba Maxwell’in Yahudi olması Zeytin Dağı’na, İsrail devlet töreni ile gömülmesi için yeterli olamaz değil mi?

Maxwell’in girift hikâyesi yalnızca bir medya imparatorluğu kurmakla sınırlı değil. Gordon Thomas’ın

“İsrail’in Süper Casusu”

adlı kitabına göre

Maxwell, Mossad ile uzun yıllar temas hâlinde çalışıyor

ve yirmiye........

© Yeni Şafak