menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Game over” nesli: Anne babalar suça iterken…

108 5
21.01.2026

İstanbul Güngören’de, 17 yaşındaki

Atlas Çağlayan

, 15 yaşındaki bir başka çocuk tarafından öldürüldü. Sebep? “Yan bakma” değil elbette. İki çocuk. Biri hayatının baharında toprak altında, diğeri “katil” ve parmaklıklar ardında.

Öncesi var. İki yıl önce 14 yaşındaki Ahmet Minguzzi de benzeri bir akran cinayetiyle hayattan koparıldı. Öyle görünüyor ki, “sonrası” da olacak. Çünkü, koca bir toplum olarak, “

Nereye gidiyoruz?

” sorusunun etrafında dönüp dolanmanın ötesine geçemiyoruz. Üstelik, çocuk da olsalar, cinayet işleyenleri koruyan, savunan bir kitlenin oluşumunu da izliyoruz.


***

SORUMLU ARAMA TİYATROSU

Yetişkinler, medyayı suçluyor. Medya, aileyi işaret ediyor. Okul, “Bizim yetkimiz yok” diyor. Birileri, “münferit olay” diyor. Yetkililer, “Önlem alacağız” demekle kalıyor, o önlemler sadece konuşuluyor. Bir kesim de evlat acısının kor ateşiyle yanan anne babaların gözlerinin içine bakarak “

suça itilmiş çocuklar

” savunmasına geçiyorlar.

Şehirlerde çocukların ortamlarından türeyen ancak daha çok sosyal medya üzerinden fenomenleştirilen yeni nesil ergen çeteleri herkes görüyor, izliyor oysa. Okullardaki akran zorbalığı bir normale dönüştü misal. Öyle ki “zorbalamayan çocuklar” dışlanır hale geldi.

Memleketteki evlerde, okullarda, sokakta, adliyede, medyada “

aman ucu bize dokunmasın

” sorumsuzluğu kol geziyor aslında.

Günlerdir, Instagram sayfama mesaj yağıyor: “Bir şey yazmayacak mısınız?”


Öyle ki bir an kendimi “ruhsuz” olmakla itham eder hale geldim.


Yazayım, yazıyorum ama bu büyük arızın konuşularak tüketilmesinden, çocuk cinayetlerinin sıradanlaştırılmasından başka neye yarayacak bilmiyorum. Madem yazacağız, o zaman “suçlu arama oyununu” bir kenara bırakıp meselenin en derinine, yitirdiğimiz “gerçeklik” ve “disiplin” duygusuna inelim.


***

ÖLÜM BİLE PUANLANIYOR

Çağın çocukları korkuyu, cezayı ve şiddet eylemlerinin sonucunda başlarına gelecekleri düşünemiyorlar. Şuncacık hayatlarında “pas” geçirildikleri gerçeklerden bihaberler. Hayat, onlar için “yeniden” başlatılabilir, hataların her seferinde geri alınabilir olduğu, nihayetinde yeni bir “

game over

” yazısından ibaret simülasyon gibi.

Haliyle birine zarar vermenin, bir cana kıymanın bedelinin ne olacağına dair bir fikirleri oluşmuyor. Aksine, saatlerce başından kalkmadıkları oyunlar ve kontrolsüz dijital içerikler aracılığıyla, şiddetin sıradanlaştığı,

ölümün bile puanlandığı

, sanal bir evrende yaşıyorlar.

Sadece çocuklara değil yetişkinlere de sirayet eden bu hissizlik çağında, “korkunun insanı disipline........

© Yeni Şafak