menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Asleyn’in önemi

39 0
24.07.2026

Müslümanların yaşadığı en temel kafa karışıklığı, “Asleyn” dediğimiz “iki temel”in (Usul-i Din ve Usul-i Fıkıh) hayatımızdan sessiz sedasız çekilmesinden sonra yaşanmaya başladı. “Asıl” olanlar hayatımızdan çekilince, yerlerini sahtelerinin alması kaçınılmazdı ve öyle oldu.

Ümmet varoluşun en temel deklarasyonu olan “akide” konusunda adresi şaşırıp başka başka vadilere savrulunca Din’le ilişkimizde vazgeçilmez biçimde sapmalar, eğretilikler oluştu; atı arabanın arkasına koşmaya başladık. Hayatı ilahî hakikatler ekseninde inşa etme iradesi, yerini, ilahî olanı beşerî olana uydurma anormalliğine bıraktı…

Oysa bu alan, aşağıda sözünü edeceğim “naklî deliller”e giden yolda bize/insanlığa rehberlik etmesi bakımından son derece önemlidir. Ümmet’in naklî deliller konusunda yaşadığı kafa karışıklığı, bizi onlara götüren aklî delilleri sistemli bir şekilde hayatımıza sokan akliyyatın, yani Usul-i Din’in bilincimizden kazınması neticesinde ortaya çıkmıştır.

İşin bu kısmına “ontoloji” demek doğruysa, ikinci arıza da kaçınılmaz olarak “epistemoloji” alanında yaşandı. Neyi nerede arayacağımızı, hangi soruyu kime soracağımızı şaşırdık. Oysa Usul-i Fıkıh bize, bilgi kaynaklarımızı bütün detaylarıyla öğretmişti: Aslî Deliller ve Fer’î Deliller.

Kur’ân, Sünnet, İcmâ ve Kıyas’tan oluşan aslî deliller ve kaynağını onlarda bulan fer’î deliller, “naklî deliller” olarak, Usul-i Din’in döşediği zeminde tarih boyunca Müslümanlığımızı bilinçle ve mutmain bir kalple yaşama imkânı bahşetti bize. Allah Teala’yı razı edecek Müslümanlık........

© Yeni Şafak