Zihnî meşrulaştırma ve yeni sağ ideolojisi
ABD Dış İşleri Bakanı Marco Rubio’nun Münih Güvenlik Konferansı’ndaki konuşması bize liberal fikirlerin, ulus devletlerin, insan hakları temelli bir dünya görüşü geliştirme hayal ve isteğinin artık önemsizleştiğini söylüyor. En azından Amerika artık bu fikirleri itibarlı bulmuyor.
Trump’ın İran üzerine başlattığı savaşa dair açıklamalarını dinlerken kullandığı alaycı, aşağılayıcı dil, Alman Başbakanı Merz’in “kuralsız bir dünyaya adım attık” cümlesi, Rubio’nun sözleri, ABD-Avro medeniyetinin soslara ihtiyaç duymadan asıl yemeğe direkt daldığı, efendi-köle ilişkisine dönme isteğini yansıtan yeni dünyayı çok iyi tanımlıyor. Dünya bu kabalığa ve aşağılamaya razı olacak mı konusu ayrı bir başlık elbette. Ama belli ki rıza oluşturmak için hiçbir etik, hukukî kural tanınmayacak.
Trump hakkında daha önce de yazmıştım. Dünya görüşünü “nativist” (yerlici) ve “birther” (doğumcu) olarak tanımlıyor. Yani, “doğma büyüme Amerikalıların hak ve çıkarlarını koruma peşinde olduğunu” söylüyor. Alt sağ akımlardan ilham alan fikir dünyasının merkezinde “Beyaz Hristiyan” üstünlüğünü ve kimliği savunmak yer alıyor.
Görünen o ki, “Beyaz Hristiyan” üstünlüğü, içeride göçmen karşıtlığı, dışarıda da istemediği ülkeyi hizaya getirmek için liderini hapsedecek ya da yok edecek bir neo-kolonyal zihniyeti meşrulaştırıyor. Belli ki “sömürgecilik” MAGA için tarihten ilhamla yeniden şekilleniyor.
Bu fikrin özündeki felsefeyi sömürgecilik tarihi üzerine çalışan Prof. Azmi Özcan şöyle özetliyor: “Geçmişte sömürge haline getirdikleri ülkelerde milyonlarca insanın çeşitli sebeplerle ölmeleri onları insanî anlamda rahatsız etmemiş, çünkü arka planda zihnî meşrulaştırma araçlarını geliştirmişler. Bunlardan birkaç tanesini hatırlayalım. Örneğin, Sanayi Devrimi’yle birlikte teknolojik, askerî ve diğer........
