Mevcut musun, Var mısın?.. ‘Yönetici’ misin, ‘Lider’ mi?..
Mevcut musun, Var mısın?.. ‘Yönetici’ misin, ‘Lider’ mi?..
Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kalın’ın sosyal medyada yankı bulan, felsefi derinliği ve duyarlılığıyla kalbe dokunan ‘reels’ videolarını izlemekte zihin ve ruh tekâmülüne katma değer getirmek adına yarar var…
Başkan Kalın, bir videosunda şöyle diyor: “Kendinizi bulmanız lazım. Var olmak; bulmaktır, bulunmaktır. Neyi bulmak? Neyi arıyorsan onu. Hakikati arıyorsan, hakikati bulduğunda varsın. Sevgiyi arıyorsan, sevgiyi bulduğunda gerçek ‘manada’ varsın. Şefkati, insanlığı, medeniyeti, kültürü arıyorsan, kendini gerçekleştirmeyi, kendi hakikatini, mahiyetini, özünü arıyorsan, onu bulduğunda varsın. Onu bulana kadar var değilsin aslında. Sadece mevcutsun. Var olmak ile mevcut olmak arasında önemli bir fark var. Var olmak, şuur, idrak sahibi bir varlık olarak ‘ben buradayım’ demek. Ve var olma eylemine katılmak demek. Bütün âlem var. Biz; o var olma eylemine... yani bu masa da var, bu ağaç da var, bu kuş da var, bu gökyüzü de var, rüzgâr da var, güneş de var. Onların var olma eylemine biz idrakimizle, şuurumuzla katılıyoruz.” (https://www.kisa.link/VDRsB)
Kalın’ın bu tespiti aslında sadece bireysel var oluşun değil, siyasal iletişimin ve yönetim biliminin de en temel ayrım noktasına işaret ediyor: “Gerçek ‘manada’ var olabilmek.”
Kaçınılmaz olarak aklımıza Özgür Özel ve Yeni Parti süreci geldi. Soru şu: Bir siyasi hareket, bir kurum ya da bir yönetici; sadece ortalıkta görünerek, tabelasını asarak veya koltuğunu doldurarak gerçekten “var” olabilir mi? Yoksa sadece “mevcut” olarak mı kalır?
Tüzüğü, delegesi, meclis grubu ve örgüt binasıyla ortada yeni bir mevcudiyet var da… Acaba bu yapı gerçekten ‘var olma’ eylemine katılabilecek mi?
Siyasal iletişim ve itibar yönetimi merceğinden bakıldığında; mevcut........
