menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İnsanı ‘haraplayan’ trafik

39 0
04.04.2026

Ramazan ayında ne güzel alışmıştık... Yollar nefes almış, o meşhur İstanbul kaosu, iftar öncesindeki tatlı telaş dışında, yerini sükûnete bırakmıştı. Bayram biter bitmez o eski kâbus tüm heybetiyle geri döndü. Artık sadece sabah ve akşam değil, günün her saati de şehrin bir ucundan diğerine gitmek ‘modern zaman işkencesi’.

ABD’li lider ulaşım analitiği şirketi olan Inrix’in raporuna göre 2025’te İstanbul, ‘dünyanın en yoğun trafiğine sahip’ kenti olmuş. Sürücüler yılda ortalama 118 saati trafikte kaybediyormuş. Raporda Chicago 112 saatle ikinci, Mexico City de 108 saatle üçüncü sırada yer almış.

İstanbul için mesele sadece ekonomik ve sosyal alandaki etki değildir. Esas sorun; bu şehrin insanının en temel hakkı olan ‘zamanın’ ve ‘ruh sağlığının’ trafiğe kurban edilmesidir.

Dünyanın pek çok başkentini hasbelkader gezip gördük; ancak İstanbul’daki gibi bir yönetim fiyaskosuna az tanık olduk. Londra’da merkeze araç girişi akıllıca denetlenmiş, Tokyo dünyanın en dakik raylı sistem ağıyla trafiği yerin altına indirmiş. Bizde ise bir buçuk saatlik mesafeler artık hayatımızın ‘normali’. İtiraz ediyoruz; bu bir normal değil, kayıptır.

İstanbul Erkek Lisesi’nden (İEL) değerli kardeşim Prof. Dr. Acar Baltaş, sürücülerin direksiyon başındaki davranışlarını “anonimlik” ve “iletişim kopukluğu” üzerinden açıklıyor. Baltaş’a göre trafik, insanların normalde yüz yüze sergileyemeyecekleri saldırgan tavırları araç koruması altında dışa vurdukları bir alan. Trafik sorununun yarattığı sosyal ve psikolojik yıkımın ise bir karşılığı yok. Özetle; ne zaman varacağınızı bilememek, direksiyon başında geçen ölü zaman, sadece bedeni değil, ruhu da kemiriyor.........

© Yeni Şafak