Bir yazı işleri müdürünün gözünden adalet teşkilatının görünmeyen kahramanları
Bir yazı işleri müdürünün gözünden adalet teşkilatının görünmeyen kahramanları
Yıllarca zabıt kâtibi olarak çalışmış, bugün ise yazı işleri müdürü olarak görev yapan bir adliye çalışanının penceresinden adalet teşkilatının sorunlarına bakmaya çalışacağız.
ADALET HİZMETİNİN YÜKÜNÜ TAŞIYAN FARKLI MESLEK GRUPLARI VE ÇALIŞMA ŞARTLARI
Adalet hizmetinin yükünü taşıyan farklı meslek grupları arasındaki çalışma şartları, ücretler ve sosyal imkânlar arasında makul bir denge olup olmadığına bakalım. Yazı işleri müdürünün itirazı tam da burada başlıyor.
Müdür, hâkim ve savcıların çalışma şartlarının anlatıldığı kadar olumsuz olmadığı kanaatinde. İstanbul özelinde hâkim ve savcıların önemli bir bölümünün lojman imkânından yararlandığını, adliyelere servis bulunduğunu, bazı kamusal hizmetlerde kolaylıklar sağlandığını ve yıllık izinlerini büyük ölçüde adli tatil döneminde kullanabildiklerini ifade ediyor. Bunlara sağlık hizmetlerinde ve bazı sosyal tesislerde sağlanan imkânların da eklendiğini belirtiyor. Maaşlar bakımından da hâkim ve savcıların diğer adliye personeline kıyasla oldukça farklı bir gelir seviyesinde bulunduğunu vurguluyor. Ancak burada önemli bir hususun altını özellikle çiziyor: “Hâkim ve savcılar fazla kazanıyor” demiyor. Tam tersine; “Allah daha çok versin, yaptıkları işin karşılığıdır.” diyor. Bence meselenin doğru anlaşılması gereken noktası da burasıdır.
HÂKİM VE SAVCILAR SIRADAN BİR KAMU GÖREVİ YAPMIYOR
Daha önceki yazılarımda da belirttiğim üzere hâkim ve savcıların yaptıkları görev sıradan bir kamu görevi değildir. Bir insanın özgürlüğü hakkında karar veriyorlar. Milyonlarca liralık uyuşmazlıkları çözüyorlar. Ailelerin geleceğini etkileyen kararlar veriyorlar. Devlet ile vatandaş arasındaki uyuşmazlıklarda hüküm kuruyorlar. Bu nedenle ekonomik kaygılardan mümkün olduğunca uzak olmaları gerekir. Geçim sıkıntısı yaşayan, sürekli borç düşünen, çocuğunun okul masrafını veya ev kirasını hesaplayan bir hâkim modelinin hiç kimseye faydası olmaz.
Hâkim ve savcıların ekonomik ve sosyal güvencelerinin güçlü olması aynı zamanda yargı bağımsızlığının da unsurlarından biridir. Dolayısıyla onların maaşlarını tartışmak yerine başka bir soruyu sormamız gerekiyor: Adalet teşkilatının geri kalan çalışanlarının şartları neden aynı ölçüde iyileştirilmiyor? Zabıt kâtibi olmadan duruşma yürür mü? Soruların........
