Mesele, Atatürk’ü kabullenememek ama boşuna gayretler bunlar!
Türkiye'de bazı tartışmalar vardır ki görünürde bir kelime üzerine yapılır, ancak meselenin özü çok daha derindedir. Son günlerde "Kurtuluş Savaşı" ifadesi üzerinden yürütülen tartışma da bunlardan biridir.
Çünkü burada tartışılan yalnızca bir tarih tanımı değildir. Tartışmanın merkezinde, Millî Mücadele'nin lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve onun Türk milletine kazandırdığı bağımsızlık destanı bulunmaktadır. "Kurtuluş Savaşı demeyelim" yaklaşımı ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor: Bu milletin işgale karşı verdiği mücadeleyi ve o mücadelenin başkomutanını hâlâ tam anlamıyla kabullenemeyen bir anlayışla mı karşı karşıyayız?
Millî Eğitim Bakanlığı makamı, tarihî tartışmaları derinleştiren değil, milletin ortak değerleri etrafında birleştirici bir rol üstlenmelidir. Çünkü Atatürk, herhangi bir siyasi görüşün değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusudur. Kurtuluş Savaşı ise herhangi bir ideolojik grubun değil, 85 milyonun ortak tarihidir.
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) lideri Sayın Hüseyin Baş'ın sosyal medya paylaşımı şu şekilde olmuştur:
"Kurtuluş Savaşı" demeyecekmişiz!
Neyden kurtuluyormuşuz?
Önce Osmanlı varmış!
Millî Eğitim Bakanımız böyle diyor!
Evet... Sayın Bakan, Mustafa Kemal Atatürk Samsun'dan Kurtuluş........
