İyiliğe neden bu kadar muhtacız?
(Nahl Sûresi, 90)
Her çağın bir hastalığı vardır. Bizim çağımızın en büyük hastalığı ise kanaatimce vicdan yorgunluğudur. İnsanlık, bilimde ve teknolojide tarihin belki de en büyük ilerlemesini yaşarken; aynı hızla merhametini, güven duygusunu ve birbirine olan muhabbetini kaybetmektedir.
Bugün dünyanın neresine bakarsanız bakın, aynı manzarayla karşılaşıyorsunuz. Savaşlar bitmiyor, açlık sona ermiyor, aileler dağılıyor, insanlar yalnızlaşıyor, komşular birbirini tanımıyor, çocuklar sevgiden mahrum büyüyor. İmkânlar arttıkça huzurun da artacağı zannediliyordu. Oysa görüyoruz ki insan, sadece maddî ihtiyaçları karşılanınca mutlu olmuyor. Kalbin de doyurulması gerekiyor.
İşte tam bu noktada Kur'an-ı Kerim, insanlığa çağlar üstü bir reçete sunuyor: İyilik...
İyilik; sadece ihtiyaç sahibine yardım etmek değildir. İyilik, doğru söz söylemektir. Emanete sahip çıkmaktır. Kul hakkından sakınmaktır. Anne babaya hürmet etmektir. Komşunun derdiyle dertlenmektir. Yetimin başını okşamaktır. Affedebilmektir. Paylaşabilmektir. Bir selamı esirgememektir. Kısacası iyilik, Allah'ın razı olacağı bir hayat yaşamaktır.
Kur'an-ı Kerim'de "ihsan" kavramı, sadece yapılan güzel davranışları değil; yapılan her işi en güzel şekilde yapmayı ifade eder. Mümin, ibadetini de ticaretini de komşuluğunu da aile hayatını da ihsan şuuruyla yaşamakla yükümlüdür. Çünkü Allah Teâlâ,........
