menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sessizlik…

26 1
tuesday

Bir ormanda yürürken en korktuğum şey sessizliktir.

Çünkü sessizlik çok şeye işaret eder. Kuşlar ötmüyorsa, ağaçların arasından geçen rüzgâr dalları kıpırdatmıyorsa, uzaktan uzağa her zaman akıntısının sesine alıştığınız derenin sesini duyamıyorsanız bu fırtınadan önceki sessizliğin sesidir.

Bir Uludağ sabahında gün doğmadan uyandık. Tur kayaklarımızı takıp güneşin doğuşunu seyretmek için henüz şafak sökmeden ilerideki tepeye ulaşmak üzere yola çıktık. Önümüzde bir koruluk var. Ne zaman geçsek farklı duygular içinde kalırdım. Yazın güneşten korur, yağmur ve karda fırtınadan saklardı bizi… Nedense bir sığınak gibi görürdüm orayı…

***

Biz ayağımızın altındaki karların ezilen seslerini dinleyerek ilerlemeye çalışırken, yüksek çam ağaçlarının birinden Uludağ'a has bir kuş havalandı. Onun kanat çırpması ile az ötemize ağaçtan karlar döküldü. Hoş bir manzara… Karın parça parça dökülmesi bile bir işaretti…

Koruya geldiğimizde, birkaç gün önceden kalma kayak oyuklarına hayvan izlerinin karıştığını fark ettik… Yaz aylarında çoğunlukla domuz, tilki, çakal gibi hayvanlar az ötemize gelir, dereden su içerlerdi. Bizde sessizce onları seyrederdik. Bizi fark edince ürkek adımlarla kaçar, ağaçların arasında kaybolurlardı. Bir tek, yaşlı bir geyik ona verecek bir şeyimiz var mı diye beklerdi.

Az daha ilerleyince bir karga........

© Yeni Mesaj