menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Terörsüz Türkiye'yi anlamak -VII- Haydar Baş yıllar önce neyi görmüştü?

18 0
15.08.2026

Bir önceki yazımızda Prof. Dr. Haydar Baş'ın terör meselesini Türkiye sınırları içerisine hapsederek okumadığını ifade etmiş ve onun yıllar önce yaptığı uyarılara ayrıca döneceğimizi söylemiştik. Şimdi o uyarılara daha yakından bakalım. Haydar Baş'ın terör konusunda söylediklerini bugün önemli kılan yalnızca PKK'ya karşı çıkmış olması değildir. Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu tehlikeyi çok daha geniş bir siyasi zeminde değerlendirmiş olmasıdır. Ona göre mesele sadece dağdaki terörist değildi. Terör bir araçtı. Asıl görülmesi gereken, bu aracın kimler tarafından, hangi amaçlarla ve Türkiye'yi hangi istikamete sürüklemek için kullanıldığıydı. Bu nedenle yıllar öncesinden Türkiye'nin üniter yapısını, Türk milletinin ortak vatandaşlık anlayışını ve devletin geleceğini tartışmanın merkezine koydu.


Haydar Baş'ın yıllar önce yaptığı en dikkat çekici uyarılardan biri, Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğunu düşündüğü bölünme tehlikesinin yalnızca terör üzerinden okunamayacağı yönündeydi. 30 Nisan 2015 tarihli açıklamasında, "Bakın Türkiye bölünme noktasına gidiyor ve bunu da başkanlık sistemi ile hukuki bir zemine oturtmaya çalışıyorlar." diyordu. Hatta başkanlık sistemini "Türkiye'yi bölmenin hukuki alt yapısı" olarak nitelendiriyordu. Burada dikkat çekici olan, Haydar Baş'ın tehlikeyi yalnızca dağdaki silahlı terör örgütü üzerinden değerlendirmemesidir. Ona göre mesele aynı zamanda Türkiye'nin siyasi ve hukuki yapısıyla ilgiliydi. Bu nedenle çözümü de devletin yapısını değiştirmekte değil, tam tersine üniter yapıyı ve millî birliği korumakta görüyordu. Aynı konuşmasında yaptığı çağrı son derece açıktı: "Gelin üniter yapımızı devam ettirelim. Bir ve bütün olalım. Hiç kimseye ayrılık konusunda fırsat vermeyelim." Dolayısıyla Haydar Baş'ın uyarısı yalnızca bir güvenlik politikası uyarısı değildi. Türkiye'nin üniter yapısının, millet-devlet bütünlüğünün ve geleceğinin korunmasına ilişkin siyasi bir uyarıydı.


Haydar Baş'ın değerlendirmelerini bugün daha da dikkat çekici hâle getiren bir başka husus, genel ifadelerle yetinmemesidir. Siyasi aktörleri de isimleriyle anıyordu. AK Parti'yi söylüyordu. MHP'yi söylüyordu. O günkü HDP çizgisini söylüyordu. CHP'nin bu süreçte üstlenebileceğini düşündüğü rolü de ayrıca değerlendiriyordu. Daha da önemlisi, bu siyasi tablonun arkasında ABD'nin Türkiye ve Ortadoğu politikalarının bulunduğunu savunuyordu. AK Parti ile MHP'nin gelecekte birlikte hareket edebileceğini öngörüyor; HDP çizgisinin de Türkiye'nin geleceğini ilgilendiren süreçlerde bunlarla aynı zeminde buluşabileceğini ileri sürüyordu. CHP'nin ise görünürde muhalefet etmesine rağmen nihai tabloda farklı bir sonuç ortaya koyamayacağını........

© Yeni Mesaj