menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Terörsüz Türkiye'yi anlamak -IX- Kurucu irade nerede?

18 0
17.08.2026

Bir önceki yazımızda 467 oyun ortaya çıkardığı siyasi tabloyu ele aldık. Çerçeve yasa çıktı. Şimdi asıl soru şudur: Bu geniş Meclis aritmetiği bundan sonra ne için kullanılacak? Bu sorunun cevabını ararken, Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'a kimlerin "evet", kimlerin "hayır" dediği kadar, neden öyle oy verdiklerine de bakmak gerekiyor. Özellikle kendisini Atatürk'ün ve Cumhuriyet'in kurucu değerlerinin siyasi mirasçısı olarak gören partilerin tutumu ayrıca değerlendirilmelidir.

Özgür Özel, Saygı Öztürk'e verdiği röportajda alınan kararın zorluğunu açıkça anlatıyor. Bir tarafta PKK'nın silah bırakması ve Kürt meselesinin çözümüne katkı sağlama düşüncesi, diğer tarafta sürece yönelik toplumsal endişeler bulunduğunu söylüyor. Bu nedenle partisinin ortaya koyduğu yöntemi bir "hibrit çözüm" olarak tanımlıyor. Milletvekillerini tek bir oya zorlamadıklarını; seçim bölgelerindeki teşkilatlara, kanaat önderlerine ve halka danışarak karar vermelerini istediklerini anlatıyor. 54 milletvekilinin "hayır" oyu vermesini de özellikle vurguluyor. Özel'in gerekçesini en açık anlatan cümlelerinden biri şudur: "Sonuçta PKK silah bırakıyor. Silah bırakana mı karşı çıkacağız?" Elbette PKK'nın silah bırakmasına karşı değiliz. Terör bitsin. Silahlar sussun. Türkiye'nin evlatları ölmesin. Ancak bu yazı dizisinin başından beri üzerinde durduğumuz mesele zaten bu değildir. Mesele, silah bırakmanın ardından Türkiye'nin siyasi ve hukuki yapısında neyin değişeceğidir.

Nitekim Özgür Özel aynı röportajda yalnızca silah bırakmaktan söz etmiyor. Kürt meselesinin çözümünden, Selahattin Demirtaş'ın özgürlüğünü isteyenlerden, demokratikleşmeden, uzun tutukluluk sürelerinden, adil yargılanmadan ve toplumsal mutabakattan da söz ediyor. Asıl soru şudur: Bu "hibrit" tutum yalnızca PKK'nın silah bırakmasına verilen desteği ve toplumdaki endişeleri aynı anda kayda geçirmekten mi ibarettir; yoksa bundan sonra gündeme gelecek daha geniş bir siyasi dönüşüm karşısında da partinin konumunu belirleyen yeni bir çizgi midir?

Üstelik bu soruyu sormak için artık elimizde yalnızca varsayımlar yok. Çerçeve yasa 467 oyla kabul edildi. Ardından TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş mevcut Meclis aritmetiğinin yeni anayasa yapmak için müsait olduğunu söyledi. DEM Parti cephesinden "kök nedenler", "demokratik toplum", vatandaşlık ve yerel yönetimlere uzanan açıklamalar geliyor. Öyleyse artık tartışmanın merkezine başka bir soru yerleştirilmelidir: Cumhuriyet'in kurucu iradesi bu meselenin neresindedir? Atatürk Kürt meselesine nasıl bakıyordu? Bu sorunun cevabı için yüz yıl geriye gitmek gerekiyor.

16/17 Ocak 1923'te Mustafa Kemal Paşa, İzmit'te gazetecilerle yaptığı toplantıda Kürtlerle ilgili doğrudan bir soruyla........

© Yeni Mesaj