Seçmenin derin umutsuzluğu ve milli bir ittifak ihtiyacı
Türkiye'de siyasetin temposu, sokaktaki vatandaşın gündelik hayat mücadelesi ve değişen toplumsal talepler doğrultusunda yeniden şekilleniyor.
MAK Danışmanlık tarafından Ağustos ayında gerçekleştirilen geniş kapsamlı anket çalışması, seçmenin Türkiye'nin gidişatına, kurumlarına, adalet mekanizmasına ve mevcut yönetim sistemine dair dikkat çekici ve bir o kadar da düşündürücü fotoğrafını ortaya koyuyor.
Ülke genelinde 18 yaş üstü 64 milyonluk seçmen nüfusunu temsil eden 3 bin 200 kişilik bir örneklemle, yüzde 95 güven düzeyinde bu araştırma, toplumun derin bir umutsuzluk ve kaygı cenderesinden geçtiğini gösteriyor.
Ancak veriler derinlemesine incelendiğinde, vatandaşın yaşadığı krizler ile sandığa yansıyan siyasi tercihler arasında çarpıcı bir çelişki ve kopukluk göze çarpıyor.
Sistem değişimi talebi ve siyasetin sertleşen dili
Anketin en dikkat çekici başlıklarından biri, Türkiye'nin yönetim sistemine yönelik seçmen algısı oldu.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçişin üzerinden geçen sürenin ardından, halkın bu sisteme olan güveninin sarsıldığı görülüyor.
Katılımcıların yüzde 48,5'i kesinlikle parlamenter sisteme geri dönülmesi gerektiğini savunurken, mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin korunarak güçlendirilmesini isteyenlerin oranı yüzde 44'te kaldı. Kararsızların oranı ise yüzde 7,5 olarak ölçüldü.
Bu tablo, referandum döneminde sistem lehine oluşan yüzde 50'nin üzerindeki toplumsal desteğin eridiğini ve parlamenter sisteme olan arzunun yeniden yükselişe geçtiğini kanıtlıyor.
Sistemsel rahatsızlıkların yanı sıra, siyasi üslup da toplumda ciddi bir rahatsızlık kaynağı.
"Siyasi liderlerin söylemleri kutuplaşmayı artırıyor mu?" sorusuna yanıt verenlerin yüzde 68'i "Kesinlikle çok artırıyor", yüzde 21'i ise "Kısmen artırıyor" yanıtını verdi.
Yani seçmenin yüzde 89'u siyasetin mevcut dilini onaylamıyor ve kullanılan sert üslubun toplumsal dokuyu zedelediğine inanıyor.
Milletin gerçek gündemi ekonomi ve geçim derdi
"Türkiye'nin geleceğinde siyasi arenayı en çok şekillendirecek unsur sizce ne olacaktır?" sorusuna verilen yanıtlar, sandığın belirleyici gücünün nereden geldiğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Ekonomik krizler ve işsizlik yüzde 58,5 ile ilk sırada.
Açık ara farkla birinci çıkan ekonomi vurgusu,........
