NATO’da Türkiye için kayıp denge ve stratejik yalnızlık
Türkiye, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde başkent Ankara'da gerçekleştirilecek olan 36. NATO Liderler Zirvesi'ne ev sahipliği yapmaya hazırlanırken, şehirde askeri ve bürokratik bir alarm durumu yaşanmaktadır.
"Operasyon Turkuaz" planı kapsamında 55 bin polis ve jandarmanın görevlendirildiği, 15 otel ve stratejik güzergahların "kırmızı alan" ilan edildiği bu olağanüstü atmosfer, ittifakın doğu sınırındaki jeopolitik fay hatlarının ne denli hareketli olduğunu gözler önüne sermektedir.
Ankara genelinde uygulanan 13 günlük eylem yasakları ve Esenboğa Havalimanı'ndaki uçuş kısıtlamaları, basına yansıyan teknik tedbirlerin ötesinde, Türkiye'nin omuzlarındaki ağır stratejik yükün fiziki birer tezahürüdür.
Ancak müttefik 32 devlet ve hükümet başkanının katılacağı bu tamamen kapalı ve yüksek gizlilik dereceli oturum, salt bir güvenlik organizasyonu olmaktan öte, Türkiye'nin 1952'den bu yana süregelen NATO üyeliğini, aldığı ve alamadığı destekler ekseninde yeniden masaya yatırmayı zorunlu kılmaktadır.
İttifakın askeri hamalı Türkiye'nin muazzam katkıları ve Kürecik çelişkisi
Türkiye, 18 Şubat 1952'de dahil olduğu Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'nün (NATO) Soğuk Savaş'tan günümüze kadar güneydoğu kanadını tek başına sırtlayan en kritik aktörüdür.
ABD'den sonra ittifak bünyesindeki yaklaşık 400 bin aktif personeliyle en büyük ikinci askeri insan gücünü sağlayan Ankara, ortak fonlara en fazla finansal katkı veren ilk 8 ülke arasında yer almaktadır.
Sadece bütçe ve asker sayısıyla değil; Kosova (KFOR), Bosna-Hersek, Afganistan (ISAF) ve Irak'taki istikrar operasyonlarına sunduğu öncü katkılarla müttefiklik hukukunun gereklerini fazlasıyla yerine getirmiştir.
İzmir'deki Kara Komutanlığı (LANDCOM), İncirlik ve Konya hava üsleri gibi hayati tesisleri ittifakın hizmetine sunan Türkiye, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni titizlikle uygulayarak Karadeniz'deki askeri dengenin de yegane koruyucusu konumundadır.
Buna karşın, zirve öncesinde Millî Savunma Bakanlığı tarafından yapılan bir açıklama, ittifakın önceliklerindeki yapısal çarpıklığı bir kez daha deşifre etmiştir.
NATO Daimi Savunma Planı kapsamında, Almanya'ya ait bir adet Patriot Hava Savunma Sistemi'nin Malatya'daki Kürecik Üssü'ne konuşlandırıldığı duyurulmuştur.
Bu hamle, Türkiye'nin şehirlerini ve sivil........
