menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ABD ve İsrail’in savunma sistemleri nasıl "çöp" oldu?

33 0
yesterday

Modern askeri doktrinlerin, "dokunulmaz" kabul edilen hava savunma sistemlerinin ve milyarlarca dolarlık teknolojik yatırımların sahada ağır bir sınav verdiği, hatta bu sınavdan büyük bir hüsranla ayrıldığı bir döneme tanıklık ediyoruz. 

Yıllardır süregelen "Amerikan gücü" ve "İsrail'in aşılmaz kalkanı" imajı, son yaşanan gelişmelerle birlikte yerle bir olmuş durumda. 

NBC News gibi ABD merkezli medya kuruluşlarının ve saygın düşünce kuruluşlarının raporları, saklanmaya çalışılan ancak artık mızrağın çuvala sığmadığı bir gerçeği haykırıyor: Batı'nın güvenlik mimarisi delik deşik.

Eski bir jetin büyük zaferi

Askeri teknolojideki gelişmişlik, her zaman mutlak zaferin garantisi değildir. Bunun en çarpıcı örneği, Kuveyt'teki "Camp Buehring" ABD üssüne düzenlenen saldırıyla ortaya çıktı. 

ABD'nin en gelişmiş Patriot bataryaları ve çok katmanlı savunma ağlarıyla korunan bir üssün, İran'a ait "eski" bir F-5 savaş uçağı tarafından vurulabilmesi, askeri tarihe geçecek bir olaydır.

Üzerinde sofistike radarlar bulunmayan, modern teknolojinin çok gerisinde kalan bu uçağın, pilotun düşük irtifadaki ustalığı sayesinde savunma sistemlerini atlatması, aslında milyarlarca dolarlık sistemlerin birer "kağıttan kaplan" olduğunu kanıtlıyor.

Patriotlar, yüksek irtifadaki balistik füzelere odaklanırken, alçaktan süzülen bir tehdidi göremeyecek kadar körleşmiş durumda. 

Bu olay, sadece bir askeri üssün vurulması değil; ABD'nin Orta Doğu'daki caydırıcılığının ve teknolojik üstünlük iddiasının kalbinden hançerlenmesidir. 

Bir pilotun cesareti ve sistemin açığını yakalaması, ABD üsleri için en az 5 milyar dolarlık tamir faturasıyla sonuçlanan devasa bir hasar zincirini başlatmıştır.

ABD'nin bölgesel üs hasar raporu: 7 ülke, 11 üs ve stratejik körlük

American Enterprise Institute tarafından yayımlanan raporlar, Pentagon'un kamuoyundan ve hatta ABD Kongresi'nden köşe bucak sakladığı bir yıkımı gözler önüne seriyor. 

Savaşın yayıldığı coğrafyada İran; Katar, BAE, Bahreyn, Ürdün, Kuveyt, Irak ve Suudi Arabistan'da toplam 11 ABD üssünü hedef aldı. Bu üslerdeki 100'den fazla hedef; komuta merkezleri, uçak hangarları, depolar ve en önemlisi tanesi yarım milyar doları bulan radar sistemleri imha edildi.

Buradaki en can alıcı nokta, maliyet-etkinlik dengesidir. İran'ın maliyeti belki 10-20 milyon doları bile bulmayan füzeleri veya sadece birkaç bin dolarlık insansız hava araçları (İHA), ABD'nin milyar dolarlık uçak gemilerini ve radar sistemlerini "hurdaya" çıkartabiliyor. 

Asimetrik savaşın bu yıkıcı gücü, İsrail'in "Demir Kubbe" efsanesini de bir çöp yığınına dönüştürdü. Mossad karargahı gibi en stratejik noktaların dahi korunamadığı bir ortamda, sunulan "güvenlik" vaatlerinin sadece birer seraptan ibaret olduğu tescillendi. 

Kendi üssünü ve müttefikini koruyamayan bir gücün, bölgeye nizam verme iddiası artık inandırıcılığını tamamen yitirmiştir.

İç güvenlikten dış savunmaya Amerikan iflası

Sadece dış hatlarda değil, ABD'nin kendi topraklarında da devasa bir güvenlik zafiyeti yaşanıyor. ABD Başkanı Donald Trump'a yönelik suikast girişimi ve bu süreçte yakalanan bir saldırganın ifadeleri, Amerikan güvenlik bürokrasisinin içine düştüğü kibri ve boşvermişliği özetliyor. 

Saldırganın, "Her 10 metrede bir silahlı görevli ve dedektör bekliyordum ama sadece kibirle karşılaştım" demesi, bir imparatorluğun içeriden nasıl çürüdüğünün resmidir.

Teksas'taki petrol rafinerilerinin yanması, devasa fabrikaların "şüpheli" şekilde kül olması ve Amerikan Başkanı'nın burnunun dibine kadar silahlarla girilebilmesi, savunma kalkanının sadece Orta Doğu'da değil, Beyaz Saray'ın bahçesinde de çöktüğünü gösteriyor. 

Hem iç güvenliğinde hem de dış askeri varlığında bu denli büyük delikler olan bir yapıya sırt dayamak, stratejik bir intihardan farksızdır.

Modern savaşın galibi artık en pahalı silaha sahip olan değil, düşmanın kibrini ve sistemin açıklarını en ucuz yöntemle vurabilendir. 

Amerika ve İsrail'in yıllardır bir illüzyon gibi sunduğu "yenilmezlik" imajı, bugün harabelerin altında kalmıştır. 

Bu savaş, tüm dünyaya tek bir şeyi öğretmiştir: 

Teknolojik abartılara ve sunulan hayallere kanmak, gerçek mermiler karşısında hiçbir koruma sağlamamaktadır.


© Yeni Mesaj