Zulmü kaldırmak: Adalet lafla değil, kuvvetler ayrılığıyla kurulur
İbn Haldun'un çöküş tezini bugünün Türkiye'sine uyguladığımız ilk yazımızda beş alamet saymıştık. Sonra o teşhise madde madde cevap vermeye başladık: önce asabiyenin çözülmesine ortak mefkûre fikrini, ardından terefe üretim ekonomisini koyduk. Bugün üçüncü maddeyi konuşacağız — ve bence bu beşinin en kritiği.
Önce şu tabloya bakalım.
PanoramaTR'nin Mayıs 2026 tarihli adalet araştırmasına göre, bu ülkede yargıya güvenmeyenlerin oranı yüzde 72. Bir yıl önce yüzde 62'ydi. On iki ayda on puan artış. Ve en kritik oran: vatandaşların yüzde 76'sı, mahkemelik olursa haksızlığa uğramaktan korkuyor.
Bence bu oranın üzerinde durmak lazım. Burada ölçülen şey kurumlar hakkında bir kanaat değil. İnsanın kendi başına geleceğinden duyduğu korku. Her dört kişiden üçü, hakkını aramak için gittiği kapıdan haksız çıkacağını düşünüyor. Aynı araştırmada "iktidar yargıya müdahale ediyor" diyenlerin oranı yüzde 71 — geçen yıl yüzde 58'di. "Mahkeme kararlarında rüşvet etkili olmaktadır" diyenler yüzde 57.
Bu tek bir şirketin bulgusu da değil. ASAL'ın ölçümünde Türkiye'de adalet olmadığını düşünenler yüzde 71; olduğunu düşünenler yüzde 21'de kalıyor. GÜNDEMAR'ın Nisan 2026 araştırmasında adalet ve yargıyı ülkenin en büyük demokratik sorunu görenler yüzde 63. Farklı şirketler, farklı yöntemler, aynı sonuç.
Ve bu araştırmaların ilginç bir sonucu da var: bu oranlar sadece muhalefeti desteklediğini söyleyenlerin şikâyeti değil.
GÜNDEMAR'ın verisine göre adalet ve yargıyı en büyük sorun sayan AKP seçmeninin oranı yüzde 55. PanoramaTR'ye göre AK Parti seçmeninin yüzde 46,6'sı da iktidarın yargıya müdahale ettiğine inanıyor.
Yani mesele bir kampın diğerinden şikâyeti değil. Bu ülkenin her mahallesinde, her sandığında, her seçmen grubunda aynı korku var. Asabiyeyi tarif ettiğimiz bir önceki günkü yazımızda iki kampın üzerinde anlaşabileceği ortak bir hedef aramıştık. Meğer elimizde ikinci bir ortak zemin daha varmış — ve belki de birincisinden güçlü: bu millet adalet istiyor ve bunu hep birlikte istiyor.
Peki bu durum nasıl oluştu?
Ben hukukçu değilim. Şu maddenin şöyle, bu kanunun böyle düzenlenmesi gerektiğini söyleyecek uzmanlığım yok ve olmayan uzmanlığı taslamak gibi bir niyetim de yok. Ama bir vatandaş olarak durumu görebiliyorum.........
