menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Maddeyi anlamak-5: Parçacıkların hayvanat bahçesi

31 0
16.10.2026

1932 yılında fizikçiler mutluydu. Dünya, sonunda sade bir resme kavuşmuştu.

O yıl İngiliz fizikçi James Chadwick atom çekirdeğindeki nötronu bulmuştu. Böylece maddenin bütün yapı taşları elde gibiydi: çekirdeği oluşturan proton ile nötron, etrafında dönen elektron, aralarında gidip gelen foton. Dört parçacık. Masanız, bedeniniz, yıldızlar; hepsi bu kısa listeden kuruluydu. Demokritos'un iki bin yıllık sorusu, sanki cevabını bulmuştu.

Bu huzur dört yıl sürdü. 1936'da Carl Anderson, pozitronu bulduğu aynı yöntemle uzaydan gelen ışınları incelerken yeni bir iz yakaladı. Elektrona çok benzeyen, ama ondan yaklaşık iki yüz kat ağır bir parçacık. Adını sonradan müon koydular.

Müon hiçbir şeyin yapı taşı değildi. Atomda yeri yoktu, kimyada rolü yoktu, saniyenin milyonda birinde bozunup kayboluyordu. Sanki doğa, elektronun ağır bir kopyasını sebepsiz yere üretmişti. Amerikalı fizikçi Isidor Rabi'nin tepkisi fizik tarihine geçti: "Bunu kim sipariş etti?"

Rabi'nin sorusu bugün hâlâ cevapsız. Ama asıl sürpriz daha sonra geldi.

Hızlandırıcılar

1950'lerde Amerika'da, Avrupa'da ve Sovyetler Birliği'nde dev makineler inşa edilmeye başlandı: parçacık hızlandırıcıları. Fikir basitti. Protonları ışık hızına yakın bir hıza çıkarıp birbirine ya da bir hedefe çarptırmak ve ne çıktığına bakmak.

Bu yöntemi gölet resmiyle düşünmek çok kolay. Görelilik dizisinde kütle ile enerjinin aynı şeyin iki hâli olduğunu söylemiştik. Çok hızlı iki parçacık çarpıştığında, taşıdıkları muazzam enerji bir yere akmak zorundadır. Bu enerji, evreni dolduran göletlerin herhangi birinde yeni bir halka olarak belirebilir. Yani hızlandırıcı, parçacıkları kırıp içinden bir şey çıkarmaz; çarpışmanın enerjisiyle göletleri sarsar ve yeni halkalar doğurur.

Ve makineler çalışmaya başladığında halkalar yağmur gibi yağdı. Pion, kaon, lambda, sigma, ksi, delta... Her yeni deneyde, her yeni enerji seviyesinde yeni bir parçacık. 1960'a gelindiğinde liste yüze yaklaşmıştı. Çoğu saniyenin trilyonda biri kadar yaşayıp başka parçacıklara dönüşüyordu.

Fizikçiler bu kalabalığa alaycı bir ad taktı: parçacık hayvanat bahçesi. İtalyan fizikçi Enrico Fermi'nin, bütün bu parçacıkların adını ezberleyebilseydi botanikçi olacağını söylediği aktarılır.

Sorun sadece kalabalık değildi. Sorun, bu kalabalığın bir anlamı olup olmadığıydı. Her parçacık için ayrı bir gölet mi vardı? Evren yüz ayrı alandan mı yapılmıştı? Bu, 1932'nin sade resminden geriye doğru dev bir adımdı.

Mendeleyev'in........

© Yeni Mesaj