menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İnsanlık tarihinin en büyük iktisat modeli BTP’de

9 14
02.02.2026

Neden böyle düşündüğümün yanıtını ben değil, lütfedip bu ayrıntılı analizi okursanız siz vereceksiniz.

Bugün dünyada iki kesim bulunmaktadır. Ezenler, ezilenler. Sömürenler, sömürülenler.

Aklını kullanıp kalkınanlar, hurafelere gömülüp rezil ve sefil bir hayat yaşayanlar.

Bu saydıklarım elbette ki bireysel olmayıp, bir devlet idare ve iradesini yansıtmaktadır.

Kimler neden bu dünyayı vahşice sömürdü, kimler aklı ve bilimi terk edip zavallı duruma düştü.

İşte buna çok detaylı ve kapsamlı bir analiz:

Cehalet ve hamasetin kutsandığı, bilginin ise adeta ayıp sayıldığı ve kime ait olduğu şüpheli bir sözün akademik kitaplardan veya ömrünü bu işlere adamış gerçek siyasetçilerden daha çok ciddiye alındığı şu günlerde, biz ne dersek diyelim maalesef tesiri olmuyor.

Günümüzde en bariz yalanlar, en komik saçmalıklar hiç çekinilmeden dile getirilebiliyor. Tamamen siyasi amaçlarla ve genelde sırf Cumhuriyet'i ve ulu önderimiz Atatürk'ü karalayabilmek için üretilen bu yalanlar, sosyal medyadan ve dizilerden tarih öğrendiğini sanan cahil ve fanatik bir kitle yaratmaya hizmet ediyor.

Osmanlı bu kesimler için dinden, duadan, sarıklardan, yeşil sancaklardan, armalardan ve sonu gelmeyen fetihlerden ibarettir.

Tabi anlatıldığı gibi bir gerçeklikte ortada yoktur.

Osmanlı veya ecdat derken, hep Viyana önlerine gitmiş Kanuni'yi, Mısır'daki Yavuz'u veya İstanbul'u fetheden Fatih'i düşünürler.

Oysa hiçbiri Muharrem Kararnamesi'ni, Düyun-u Umumiye'yi, Tütün Rejisi'ni, Balta limanı Antlaşması'nı veya Berlin Antlaşması'nı aklına bile getirmez, çünkü araştırmadığı için bilmezler.

Lozan'a kadar gitmeye gerek yok, aslında Osmanlı İmparatorluğu 1838 tarihindeki Balta limanı Antlaşması ile ekonomik olarak, 1878 tarihindeki Berlin Antlaşması ile de siyasi olarak ölmüştür.

Bakalım Osmanlı İmparatorluğu gerçekten de Lozan Antlaşması ile bir gecede mi yıkıldı yoksa uzun ve acı verici bir sürecin sonunda mı veya Osmanlı'yı gerçekte yıkan kimdi, neydi?

Sanayi Devrimi'ni yaşamış olan Avrupalı devletler 18. ve 19. yüzyıllarda bir üretim patlaması yaşamıştı, üretimin artması ise bu üretim fazlasını satabilecekleri yeni pazar arayışlarını doğurmuştu ve büyük bir sömürgecilik yarışı başladı.

Avrupalı devletlerin Afrika'yı sömürgeleştirmesi zor olmadı zira Afrika kıtası direnebilecek güçlü devlet yapılanmalarına sahip değildi.

Uzakdoğu'ya yönelen Batılı devletler burada ise direnişle karşılaştılar.

İlk önce İngiltere 1763 yılında Hindistan'ı işgal etti.

Çin ve Japonya ise pazarını Batı piyasalarına açmamakta diretiyordu.

Bu direniş Çin'de İngiliz Ordusu'nun kazandığı Afyon Savaşı zaferiyle 1842 yılında, Japonya'da ise ABD donanmasının kuşatma ve bombardımanlarıyla 1854 yılında yok edildi.

İki ülke de silah zoruyla Batı sermayesine açılmış ve serbest pazara dahil edilmişti.

Diğer gelişmiş Batılı devletlerin de başlarına üşüşmesiyle, Çin ve Japonya tüm bu ülkelerle çok ağır ticaret antlaşmaları imzalamak zorunda kalarak birer sömürgeye dönüştüler.

Batı sermayesinin gözünü diktiği bir diğer bölge ise Osmanlı coğrafyasıydı. Sanayileşememiş ekonomisi, nüfus yoğunluğu ve el değmemiş zenginlikleri ile Batılılar için çekici bir pazar oluşturuyordu.

Osmanlı pazarını işgal etmek Batılılar için Çin ve Japonya'daki kadar zor olmadı çünkü zaten Osmanlı yönetimi ve aydınları liberal ekonomiye, serbest pazara kendilerinden........

© Yeni Mesaj