Kulluk gerçeği ve insan -3-
Resûlü Ekrem (sav) duasında: "Ey Allah'ım! Benim yaratılışımı ve ahlâkımı güzelleştir" ve "Ey Allah'ım! Beni ahlâkların çirkinlerinden uzaklaştır ve koru" buyurmuştur.
• Resûlullah (sav), daima zikreder ve halkı da zikre davet ederdi. Çünkü ibadetin özü zikirdi. Resûlü Ekrem'in hayatını örnek alan sahabenin zühd ve takva hayatına Kur'ân-ı Kerîm şöyle işaret eder: "Yataklardan yanları uzaklaşır (gece teheccüd namazı kılmak için yanlarını yataklardan ayırıp kalkarlar); korkarak ve umarak Rab'lerine yalvarırlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler." (Secde,16)
"Geceleri az uyurlardı, seherlerde istiğfar ederlerdi:'(Zâriyat,17-18) "Simaları, yüzlerindeki secde alametlerinden bellidir." (Fetih, 29)
Hz. Ali (ra), Allah aşkından ve zikrullahtan ciğerinin yanık koktuğu haber verilir. Sahebeler de çok ağlardı. (Hilye, c. l, s.60-61)
Keza; Hz. Ali (kv) zahidlerin başı, âbidlerin büyüğüdür. "Görmediğim Allah'a ibadet etmem" diyerek, ibadetindeki ihsan şuurunu ve takvasını ispat etmiştir. Sevgili Peygamberimiz (sav), Vedâ Hutbesinde insanın yaradılış gayesini teşkil eden işte bu ubûdiyet gerçeğine işaret eder, insanları Allah'a itaate davet eder.
• Esasen, kulluğun mazisi `Bezm-i Elest'e uzanır. Cenab-ı Hakk'ın, yarattığı ruhlara, "Ben, sizin Rabbiniz ve halikınız değil miyim?" sualine bütün ruhlar; "Evet" demişlerdi. Bu, ezelî bir kulluk muahedesi, anlaşması idi. Bu muahede yahut ezelî biat, ebede doğru uzanıp gidecekti. Nitekim insan, ceset olarak çamurdan şekillenip ruh üflenince halifetullaha namzet bir kul haline geldi: "Hani, Rabb'in meleklere, 'Muhakkak Ben, yeryüzünde bir halife yaratacağım' demişti." (Bakara, 30)
Halife olma sıfatıyla kulluk mükellefiyeti birbirini tamamlar. Zira,........
