Hakkımıza sahip çıkmayanlar hayatımızdan çıksınlar
Ankara'nın göbeğinde yaklaşık on günden beri aç ve çıplak halde parktan parka sürüklenen, kelimenin tam manasıyla sefilleri oynayan madenciler hem lisanlarıyla hem de lisan-ı halleri ile hem haykırışlarıyla hem de tutum ve davranışlarıyla işte bu hakikati haykırıyorlar; haklarımıza sahip çıkmayanlar hayatımızdan lütfen çıksınlar.
Lisanları ile ve lisan-ı halleri ile diyorlar ki; dertlerimizle dertlenmeyenler daha derin dertlere duçar olsunlar.
Dertlerimizle dertlenmeyenler, başımıza ördükleri ya da örülmesine seyirci kaldıkları çoraplara tez zamanda maruz kalsınlar.
Dertlerimizle dertlenmeyenler, ellerindeki yetkileri kullanarak bir dokunuşla derman bulabilecekleri halde dokunmayanlar, emeklerimizin sömürülmesine seyirci kalanlar, çok muhtaç oldukları bir zamanda yardım göremesinler, yardımcı bulamasınlar.
Haklarımıza sahip çıkmayanlar, alın terimizle ve yüzlerce metre yerin dibinde kazandığımız ekmek paramıza, çoluk-çocuğumuzun rızkına, defter kalem parasına, bayramda almayı planladığımız çorap ve ayakkabı parasına çökenler, çökülmesini uzaklarda seyredenler, oldukları yerde çöküp kalsınlar, bir adım dahi atamasınlar.
Haklarımıza sahip çıkmayanlar, bu hayatta bir daha karşımıza çıkmasınlar.
El emeğimizi ve alın terimizi heder edenler, heder edilmesine göz yumanlar, göz ardı edemeyecekleri dertlere giriftar olsunlar.
Madencilerin aç ve çıplak haldeki Ankara eylemleri, gözyaşları arasındaki dokunaklı söylemleri, ufacık çocuklarının ve eşlerinin sellere dönüşen gözyaşları, anlayana dünyalar kadar hakikat anlatıyor, görmek isteyenlere nice gerçekleri haykırıyor.
Mevcut siyasi iktidar, çeyrek asır boyunca ülke kaynaklarını heybelerine boca ederek zengin ettiği kendi yandaşlarının servetlerini korumak için, servetlerine servet katmak için toplumun ezilen kesimlerinden yükselen iniltilere ısrarla kulaklarını tıkıyor, madencilerin haklı ve yerinde eylem ve söylemlerini duymamak için kulakları üzerine yatıyor.
Yüzlerce metre yerin altında ter döken ve alın terinin karşılığını alamayan madencilerin feryadını duymayanlar, yetimin yoksulun, emeklinin ve emekçinin ıstırabını hissetmeyenler bilsinler ki; 'kimsesizlerin kimsesi olacağız' iddiaları sadece söz olarak kalacak, hem de havada asılı kalacaktır.
