menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Üç Kuşağı Birleştiren Terzi Yusuf

12 0
14.10.2026

Mevlana Ortaokulu’nu bitirip liseye başlayacağımız yılın yaz sonlarıydı. Siyah önlükten çıkıp takım elbise giymeye başladığımız ortaokul yıllarından itibaren babam, giyim kuşamımızla yakından ilgilenirdi. Gerek İstanbul’dan gerekse Konya Bedesteni’nden ya da Saray Çarşısı’ndan aldığı elbiselerle bize daha çocuk yaşlarda seçici olmayı öğretmiş ve bunu da uzun uzun anlatmak yerine hâl diliyle yapmayı tercih etmişti.

Kendisi de 1980 yılında, 42 yaşında hacca gidene kadar sabah namazına giderken taktığı kravatından hiç vazgeçmemişti. Giyim kuşama gösterdiği özen, onun hayat tarzının bir parçasıydı.

Mevlana Ortaokulu’nu bitirip lise yıllarına adım atacağımız o yazın sonlarına doğru, bir gün dükkânda bana dönerek:“Artık lise talebesi olacaksın. Sana birkaç kat elbise diktirmemiz lazım,” dedi.

O güne kadar hep konfeksiyon ürünü elbiseler giyerken birdenbire terziye gitmekten söz etmesine şaşırmıştım. Ama şaşkınlığım kadar sevincim de büyüktü. Zira o yaşlarda, hele de liseye başlarken, terzi elinden çıkmış bir elbise giymek başlı başına bir ayrıcalıktı.

Lafı uzatmayalım… Bedesten’de kumaş toptancılığı yapan bir tanıdığımızdan iki ayrı kumaş kestirdik. Biri tek ceket-pantolonluk, diğeri ise hâlâ gözümün önünde duran açık yeşil renkte bir elbiselik kumaştı.

Burada küçük bir ayrıntıya girmeden geçemeyeceğim.Bugün Kapu Camisi ile Aziziye Camisi arasında kalan geniş bölgeye genel olarak Bedesten denilip geçiliyor. Oysa eski Konya’da burası; Küçük Bedesten ve Büyük Bedesten’in yanı sıra Kunduracılar İçi, Attarlar İçi, Mecidiye Han, Marangozlar İçi ve Bitpazarı (Yılanlı Medrese) gibi kendine özgü adları, esnafı ve ticaret kültürü olan bölümlerden oluşurdu. Sarraflar Caddesi, Tevfikiye Caddesi gibi........

© Yeni Meram