menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yapay Zeka-Akıllı Makine Çağında Davranışlarımız

39 0
18.03.2026

Tarım ve Sanayi devriminden sonra şimdi Akıllı Makine Çağı veya Yapay Zeka dönemi yaşanmakta, endüstriyel ilişkiler için fırsatlar kadar yıkıcı tesirler de meydana getirmektedir. Acaba robotlar, akıllı makineler, yapay zeka insanın yerini alacak mı? İnsanlar arası ilişkiler nereye doğru gidecek? Gelişmelere ayak uydurmak için neler yapılabilir? Meslekler, işler ne olacak? Gibi kültürel hayattan tutun da iktisadi hayata kadar pek çok soru sorulabilir.
Genel olarak bu kapsamda üç dönüşümden bahsetmek mümkündür. Birincisi makinelerin birbirleriyle irtibatı denilen nesnelerin interneti, ikincisi şirketler, kamu kesimi ve sivil toplum kuruluşları bakımından kurumsal yönetişim ve üçüncüsü ben merkezli düşünceden biz merkezli düşünceye geçiş.
(Hess, Edward D.; Ludwig, Katerine. Tevazu, akıllı Makine Çağında İnsan Kemalatını Yeniden Düşünmek. Çeviri: Zekiye Baybul, alBaraka yayınları, İstanbul 2. Baskı, 2025, 200 sayfa.) Kitabın yazarları işletmeci gözüyle yaklaşımlarını ve tecrübelerini aktarmaktadır. Yazarlar kitap kısa da olsa uzun bir kaynak listesi vermektedir, dolayasıyla derin araştırmalara dayanmaktadır.
Akıllı makine çağında gelir eşitsizliği ciddi olarak artmıştır. Verimlilik artışı olduğu halde üretim ve alt kademe işçisinin ücreti azalmıştır. Endüstriyel ilişkiler sisteminde değişme olmuş, taşeronlaşma ciddi oranda artmıştır. Akıllı teknolojiler mesleki hayatta ciddi değişmelere sebep olmuştur. Önümüzdeki yıllarda ABD’de neredeyse yarıya yakın işlerin yerini alması halinde 80 milyon kadar işçi işsiz kalacağı tahmin edilmektedir. Bunun için teknolojiyi tamamlayan veya makinelerin henüz yeterince iş yapmadıkları işlerde kalabilecektir. Akıllı makine çağında pek çok kişi hayatını kazanamayacağı gibi bunların yeniden eğitilmesi de çok zor olacak veya mümkün olamayacaktır. Bunlar aynı zamanda ciddi sosyal ve siyasal sonuçlar doğuracaktır. Yazarlar bunlar karşısında eleştirel düşünce, yenilikçi düşünce, yaratıcılık ile ilişki kurmayı ve başkalarıyla işbirliğini Akıllı Makine Çağı becerileri olarak adlandırmaktadır.
Nasıl sanayileşme ile geniş tarım kesimi işsiz kalıp bunlar şehirleşmeyi, sanayide ve hizmetlerde yeni iş sahalarını ortaya çıkardıysa, akıllı makinelerin yaygınlaşması da yeni iş sahalarını ortaya çıkarabilir. Ama burada bireysel ve toplumsal tahribatların öngörülmesi zorlamaktadır. Yani milyonlar işsiz kalacak, sosyal politika tedbirleri yeniden gözden geçirilmezse gelecek nesillerin pek çok iktisadi ve siyasi sorunla boğuşacağı tahmin edilmektedir.
Sanayileşme ile üstünlük kazanan Avrupa ülkeleri geri kalmış toplumları sömürge yapmış, devletlerini parçalamıştır. Bunun etkileri hala sürmektedir. Günümüzde akıllı makine çağında öne çıkan iki ülkenin, ABD ve Çin’in ileri teknoloji avantajlarını uluslararası siyasette nasıl kullanacakları bilinmez değildir. Bu sebeple konunun şirketlerin dönüşümü kadar uluslararası siyasetin dönüşümü ve güvenlik çerçevesinde de ele alınması gerekir. Yine sosyal medya bağlamında inceleme de ayrı bir çalışma konusudur. Burada konu, teknoloji üretimi ve ileri teknolojide alınan mesafelerle ilgilidir.
Teknoloji örgütleri hem insanlıktan çıkarmakta hem de insancıl hale getirmektedir. Aslında bu bir ironidir. Sanayi devrimi için üretilen iş, eğitim, liderlik gibi modelleri artık geçersiz hale gelmiş, bunun yerine yapay zeka, robotik, nanoteknoloji, insan beyninin haritalanması gibi sağlık, mühendislik alanlarından da faydalanılan çok disiplinli çalışmalar hakim olmaktadır. Bilimsel ve teknolojik ilerlemeler mavi yakalı, beyaz yakalı her türlü çalışanın yaşam şeklini ve geçinme şartlarını değiştirmektedir.
ABD kültürü benmerkezci bireyselliği teşvik etmektedir. Bu düşünme tarzı Akıllı Makine Çağındaki istihdama yönelik kilit beceriler olan üst düzey düşünme ve duygusal bağ kurma gibi beceriler için gerekli dışa dönük zihinsel yapı ve davranışların gelişmesine engel oluşturmaktadır. Yazarlar kendi toplumlarını analiz ederek akıllı makinelerin getirdiği değişikliklere işletmeler ve çalışanlar bakımından “davranışlar” üzerinde durmaktadır. Kendimiz dışındakilerle iletişim kurmamızı kökten değiştirmede “yeni akıl”dan başlanıyor. Günümüzde akıllı olmak denilince “senden daha fazla biliyorsam daha akıllıyım” demek olduğu halde akıllı makinelerin veya yapay zekanın daha fazla gelişmesiyle artık eski akıl aptal olarak kalacaktır. Yeni akıl üst düzeyde öğrenme, duygusal bağ kurma ve nitelikli düşünme ile egoları yenmek ve korkuları azaltmak üzerine kurulacaktır. Yazarlar yeni akılın sonucunun sadece benlikle olmayan, kemalat arayışındaki dünyayı olduğu gibi kabul eden “Tevazu” ile ifade etmektedir. Aslında bu kavramları tasavvuf literatürüne irca etmek de mümkün olabilir kanaatimizce…
Kişiyi başarıya götüren yollar da sadece iyi yetişmek, iyi tahsil almakla kalmayıp üst düzey düşünme, dinleme, bağ kurma ve diğerleriyle işbirliği yapabilme becerileri olarak gösterilmektedir.
Yazarlar “rasyonelliği” efsane olarak tanımlamaktadır. Çünkü psikolog ve nörobilimciler şunları keşfettiler: Bilişsel ve duygusal süreçler zihinlerden ayrılamaz, iç içedirler; öğrenme, dikkat, hafıza ve karar verme........

© Yeni Meram