menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Liyakat ve mili hakimiyet

10 0
yesterday

Merhum Ahmed Hamdi Akseki , Bahriye Mektebinde okuttuğu Ahlak Dersleri adlı kitabında (Diyanet İşleri Başkanlığı, 7. baskı, Ekim, 2023, s. 296) Kur’anı Kerime göre devletin iki esas üzerine kurulu olduğunu belirtir. Bunlar adalet ile işleri ve görevleri ehline vermektir. Bu iki esas adil bir siyaset ile salih velayetin (doğru kamu yönetiminin) aslıdır. Adil siyaset ve kamu yönetimi ancak bunlarla gerçekleşebilir. Bunlardan birincisi yani adalet bireylerin haklarının korunmasını, diğeri yani görevleri liyakata göre vermek insanların ve toplumun faydasını, maslahatlarını sağlar. Adalet gözetilmediğinde hiçbir kimsenin hukuku korunamaz. Bunun gibi işler ehline verilmediğinde genel yarar gerçekleşemez. Akseki İslam tarihinde hükümet şekilleri ne olursa osun adalet ve liyakata göre görevlendirmenin esas olduğunu belirterek İslam’da hükümet şeklinin de hakimiyet-i âmme (kamu yani milletin egemenliği) olduğunu belirtir. Müslümanlık şekil yanında ruha büyük önem verir. Bu konularda maalesef cehaletten ve ideolojik saplantılardan kaynaklanan pek çok aşırı görüşler var. Bunlar üzerinde durmuyoruz.Peygamberimiz “Kim bir topluluğa bir kimseyi iş yapmaya görevlendirirse, o toplulukta ondan daha iyisi de varsa, Allah’a, Rasülüne ve Müslümanlar topluluğuna hıyanet etmiş olur” buyurmuştur. Hazreti Ömer bu doğrultuda “Kim Müslümanların işlerinde aralarında akrabalık ve yakınlıktan dolayı olanı görevlendirirse, Allah’a, Peygamberine ve Müslümanlara hıyanet etmiş olur” demiştir. Bundan dolayı kamu hizmetlerini yapanların seçiminde ve atamasında kişilerin bilgili, yetenekli ve görevlerinin bilincinde olmaları aranır. Sırf yakınlık, emirden çıkmaz, aynı düşüncede olma gibi sebeplerle görevlendirme, atama ve seçmelerin sonu başarısızlığa götürür, aynı zamanda yukarıdaki hadislere göre de ciddi bir vebaldir.  Bazen “biz iş yapacağız, iş yaptıracağız” diyerek şahsi veya grup menfaatleri gözetilerek genel yarara, amme menfaatine zarar veren uygulamalar tercih edilebilmektedir. Bu hem fertlerin haklarının gasp edilmesi, hem de toplumun zarar görmesi demektir. Kendi akrabası, bölge insanı, cemaat ferdi gibi kayırmacılık eski dönemlerden beri en çok rastlanan hastalıklardır. Buna nepotizm denilir. Kur’anı Kerim ve hadisler bu tür haksızlıklara karşı uyarmıştır. Günümüzde ülkeler bu konularda ne kadar hakkaniyet ve hukuk kaidelerine uyarlarsa hem toplumun hem de devletin adaleti gerçekleştirdiği, refah seviyesinin arttığı görülmektedir. 


© Yeni Meram