Yerli ve Milli Gücün Avrupa’daki İmzası…
Son yıllarda “yerli ve milli” kavramı üzerine yapılan tartışmaların çoğu zaman yüzeysel kaldığını
düşünüyorum.
Oysa bu kavram, sadece iç politik söylemlerle değil, sahada ortaya konan somut başarılarla anlam
kazanır.
İşte bu başarıların en güncel örneklerinden biri de Karavanke Tüneli projesidir.
Cengiz İnşaat tarafından Slovenya’da inşa edilen bu dev proje, yalnızca bir tünel değil; aynı zamanda
Türk mühendisliğinin, iş disiplininin ve vizyonunun Avrupa’daki güçlü bir yansımasıdır.
Alp Dağları’nın zorlu coğrafyasında, metan gazı riski, yeraltı suyu ve sert kış şartları gibi birçok teknik
zorlukla mücadele edilerek tamamlanan bu proje, Türk firmalarının uluslararası arenada ne denli
güçlü olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Üstelik bu proje, bir Türk şirketinin Slovenya’da tek başına üstlendiği ilk büyük altyapı yatırımı olma
özelliğini taşıyor.
Bugün bazı çevrelerin “yerli ve milli” kavramını küçümseyen ya da eleştiren yaklaşımlarını anlamak
gerçekten güç.
Çünkü ortada tartışılmayacak kadar somut bir gerçek var…
Türk şirketleri artık sadece kendi ülkesinde değil, Avrupa’nın en kritik ulaşım hatlarında söz sahibi
oluyor.
Karavanke Tüneli, yalnızca Slovenya ile Avusturya’yı birbirine bağlamıyor; aynı zamanda Avrupa’nın
kuzey-güney ticaret hattında sekiz ülkeyi doğrudan etkileyen stratejik bir geçiş noktası olarak öne
çıkıyor.
Yani bu proje, sadece bir mühendislik başarısı değil, aynı zamanda ekonomik ve jeopolitik bir güç
göstergesidir.
Burada asıl üzerinde durulması gereken nokta şudur:
“Yerli ve milli” olmak, içine kapanmak değildir.
Aksine, kendi değerlerinle dünyaya açılabilmektir.
Kendi mühendislerinle, kendi iş gücünle, kendi vizyonunla uluslararası projelerde yer alabilmektir.
Asım Cengiz’in de ifade ettiği gibi, proje planlanan sürede ve yüksek kalite standartlarıyla
tamamlanmıştır. Bu, disiplinin, tecrübenin ve kurumsal gücün bir sonucudur.
Bugün Avrupa’da bir tünele imza atan, yarın başka bir ülkede liman, otoyol, enerji yatırımı
gerçekleştiren Türk firmaları, aslında Türkiye’nin görünmeyen ama en güçlü temsilcileridir.
Eleştirmek elbette mümkündür. Ancak yapılan her büyük işi peşinen değersizleştirmek, ülkenin
kazanımlarını görmezden gelmek doğru değildir.
Çünkü bu projeler, sadece şirketlerin değil, aynı zamanda bir ülkenin marka değerinin yükselmesidir.
Karavanke Tüneli bize şunu bir kez daha göstermiştir:
Türkiye, sadece kendi sınırları içinde değil, dünyanın farklı coğrafyalarında da söz söyleyen, proje
üreten ve değer inşa eden bir ülkedir.
Ve bu başarıların adı, tam da budur:
“Yerli ve milli duruşun küresel yansıması.”
