menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tiyatronun olmazsa olmaz; üç özü

5 0
05.07.2026

“Sanat, insanın dünyayı tanıyıp değiştirebilmesi için gereklidir...” Ernst Fischer.

Avusturyalı yazar ve gazeteci Ernst Fischer, “Sanatın Gerekliliği” adlı kitabında sanatın neden vazgeçilmez olduğunu şu sözlerle ifade eder: “Sanat, insanın dünyayı tanıyıp değiştirebilmesi için gereklidir. Ama salt özünde taşıdığı büyü yüzünden de gereklidir sanat"

Bu yaklaşım, sanatın yalnızca estetik bir etkinlik olmadığını, aynı zamanda insanın yaşamı anlamlandırma ve dönüştürme çabasının ayrılmaz bir parçası olduğunu da ortaya koyar.

Sanatın tüm dalları insanın kendini ve çevresini kavrama ve anlamlandırma isteğinden doğar.

Tiyatro ise, bu arayışın en canlı ve doğrudan biçimlerinden biridir. Çünkü tiyatro, insanın insanla yüz yüze geldiği, düşüncelerin, duyguların ve çatışmaların aynı anda üretildiği toplumsal bir sanat alanıdır. Bir roman okuruyla, bir tablo izleyicisiyle sessiz bir ilişki kurabilir, ama tiyatro sahnesinde oyuncu ile seyirci aynı zamanı, aynı mekânı insandan insan can cana paylaşır. Bu canlı buluşma, tiyatroyu yalnızca bir gösteri olmaktan çıkarıp toplumsal bir deneyime dönüştürür.

Fischer’in sözünü ettiği “DÜNYAYI DEĞİŞTİRME” gücü de burada ortaya çıkar.

Brezilyalı tiyatro yönetmeni, yazar ve aktivist *Augusto Boal; "Tiyatro bir devrim provasıdır" der. Tiyatro doğrudan bir devrim yaratmaz, ama insanların düşünme biçimlerini etkileyebilir, empati kurmalarını sağlayabilir ve toplumsal farkındalık geliştirebilir ve değişime, dönüşüme neden olabilir.

Bir oyunda izlenilen adaletsizlik, seyircinin gerçek hayattaki adaletsizlikleri görmesine yardımcı olabilir. Bir karakterin mücadelesi, izleyicinin kendi yaşamına dair yeni sorular sormasını sağlayabilir. Böylece tiyatro, bireyin bilinç dünyasında başlayan değişimin önemli bir aracı hâline gelir.

Ancak tiyatronun değeri yalnızca toplumsal işlevinde değildir. Fischer’in vurguladığı gibi sanat, özündeki büyü yani estetik nedeniyle de gereklidir. Bu estetik büyü, insan ruhunu besleyen, hayal gücünü geliştiren ve yaşamı daha derinden hissetmesini sağlayan bir güç taşır. Yani tiyatro, insanın dünyayı anlama ve değiştirme çabasının sahnedeki yansımasıdır. Aynı zamanda insanın hayal kurma, duygulanma ve ortak bir deneyim yaşama ihtiyacını karşılayan estetik bir sanat alanıdır. O nedenle tiyatro, estetik normlarla insanın kendisiyle, toplumla ve yaşamla karşılaşması, diyalog kurması, yüzleşmesi ve sorgulamasıdır.

Bu nedenle tiyatro, yalnızca eğlendiren değil, düşündüren, bilinç oluşturan ve dönüştüren bir sanat olarak önem  ve işlevsellik taşır.

Tiyatronun bu işlevini yerine getirebilmesi ve seyirciyle sağlıklı ve tutarlı bir iletişim kurabilmesi için üç temel özün varlığına........

© Yeni Düzen