Bayramlar ve Sınırlar
Bir bayramı daha bitirdik. Bu bayramda belki de uzun zamandır görmediğimiz aile büyüklerimizle görüştük, sarıldık, el öptük, hasret giderdik. Peki ya çocuklarımız? Çocuklarımızın sınırlarına dikkat ettik mi? Yoksa zorla el mi öptürdük? İstemedikleri halde aileden birilerine sarılmaları için zorladık mı? Bir çikolataya öpülmelerine sessiz mi kaldık?
Bayramlar, aile ziyaretleri, kalabalık sofralar, uzun zamandır görmediğimiz sevdiklerimizle bir araya gelmeler… Bizim toplumumuzda aile olmak biraz da bunların toplamı. Çocuklar içinse bu buluşmalar çoğu zaman kalabalık, gürültülü, dikkat odağı olmak ve bazen de istemedikleri fiziksel temasa maruz kalmak anlamına gelebiliyor.
‘Git öp bakalım dedeni’
‘Bir kere öpse ne olur?’
Bu cümlelerin çoğu iyi niyetle kuruluyor. Çünkü birçok aile büyüğü için sevgi, fiziksel yakınlıkla gösterilen bir şey. Sarılmak, yanaktan öpmek, kucağa almak; onların sevgisini ifade etme biçimidir. Mesele zaten çoğu zaman kötü niyet değil. Mesele şu; iyi niyet, her zaman doğru sonuç üretmiyor. Çocuklara istemedikleri bir temasa katlanmaları gerektiğini öğretmek farkında olmadan onlara çok güçlü bir mesaj veriyor; ‘karşındaki kişi senden büyükse, seni seviyorsa ya da ailedense istemesen de bedeninin üzerinde söz sahibi olabilir’. İşte tam da burada durup düşünmemiz gerekiyor. Çocuklara sınır öğretmek, onları ailelerinden uzaklaştırmak değildir. Aksine, onlara sağlıklı ilişki kurmanın temelini öğretmektir. Çünkü sınır dediğimiz kavram mesafe koymak değil nerede nasıl hissettiğini bilmek ve bunu ifade edebilmektir. Ne var ki çocukların sınırlarından söz etmek, özellikle de aile büyükleriyle konuşulması gerektiğinde birçok ebeveyn için oldukça zorlayıcı olabiliyor. Çünkü çoğu zaman karşımıza tanıdık cümleler çıkıyor;
‘biz seni öyle mi büyüttük?’
‘bu kadar hassas olmaya gerek........
