Torba değil ki!..
Yürüyüşe başladıkları günden beri takip ediyorum madencileri…
Eskişehir'den 13 Nisan'da yola çıkmışlardı madenciler Ankara’ya doğru… Haklarını arıyorlardı; Fazladan talep değil, sadece 3-5 aydır ödenmeyen maaşlarını, özlük haklarını, çıkarılan işçilerin tazminatlarını…
“Şunu da şunu da istiyoruz” gibi fazladan hiçbir talep olmadan.
Her zaman olduğu gibi havuz medyası dışındaki 2-3 tv kanalı, 2-3 dijital kanal verdi haklı yürüyüşlerini… Havuz medyasının haberi yokmuş gibiydi. Duymadılar, görmediler, konuşmadılar.
Yağmur, soğuk demeden yürüdüler yerin yüzlerce-binlerce metre altında toprağı kazan, kayayı kıran ellerin sahipleri… Şimdi yaralardan kanayan, tabanları su toplayan ayaklarına vermişlerdi güçlerini... Zorlu yürüyüş 20 Nisan'da Ankara'da sona erdi.
İlgililere, yetkililere, şirkete, ilgili bakanlıklara ulaşmaya çalıştılar ama nafile… Polis ve çevik kuvvetle sarılan 110 madenci Ankara Kurtuluş Parkı’nda adeta hapsedildi.
Biber gazlarına, coplara, kalkanlara, göz altılara karşı direndiler.
Üstlerini çıkardılar, yine Ankara’nın soğuğunda 9 gün süren açlık grevine başladılar.
Öfkelendiler, kızdılar, bağırdılar, çığlık attılar, seslerini duyurmaya çalıştılar.
O patronun şirketine ki çalıştıkları madenlerini 2016'da TMSF'den almış… O şirket ki 300’e yakın maden ocağının daha sahibi olan ama maddi sıkıntılar gerekçesiyle madencinin maaşını bile ödemeyen…
Şirket maddi zorluk yaşadığını iddia ederken bir madencinin elindeki pazar listesi yansıyordu ekranlara…........
