Kimse Guterres’ten Mucize Beklemesin!
Kıbrıs’ın hem uzun müzakere tarihinde hem de BM’den beklentiler konusunda kendini tekrar eden bir senaryo vardır. Elini güçlü hisseden hukuku bir kenara itiyor ve “fiili durumdan” söz ediyor. Verili durumda eli zayıf olan ise BM’nin tutumundan şikayetçi oluyor.
Aşağıda bazı örneklere yer verelim.
1974 öncesinde Başpiskopos Makarios uzlaşmaya yanaşmıyordu. 1972-1974 arasında Kıbrıs görüşmelerine katılan Yunanlı anayasa uzmanı Mihalis Dekleris’in dediği gibi, “Makarios için en ideal ve en olası çözüm, sadece Kıbrıslı Rumlardan oluşan devleti yaşatmak ve Türklere sınırlı katılım olanakları vermekti.” Makarios zamana oynuyordu ve Türk tarafından daha büyük tavizler koparmayı umuyordu. Nitekim, 74’ Savaşından sonra 30 Kasım 1974 tarihinde Atina’da yapılan ilk liderler toplantısında bunu bizzat kendisi itiraf edecekti: “Rahat bir ortamda görüşmeleri sürdürüyorduk. Daha fazlasını elde edebilirdik.”
Başpiskopos Makarios’un zamana oynayarak daha fazlasını elde etme hırsı bir yanılsamaydı. Fakat, güç zehirlenmesi yüzünden bunun bir yanılsama olduğunu göremiyordu.
O yıllarda Kıbrıslı Türkler BM’nin tutumundan şikayet ediyorlardı. BM’nin, haksız yere mağdur edilen Kıbrıslı Türklere yardım etmediğini söylüyorlardı. Örneğin Osman Örek, dönemin BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Sakari Tuamioja ile 8 Temmuz 1964 tarihinde Cenevre’de bir araya geldiğinde şunları diyordu: “Birlemiş Milletlerin Kıbrıs’ta Rumlar tarafından yapılan bütün mezalim ve kanun dışı hareketler karşısında haklıyı haksızdan ayırt edemeyerek, bizi adeta Rumların insafına terk etmede yardımcı olmak durumuna girmesinden şikayet ettim ve misal olarak şunu naklettim: “Siz yolda yürürken karşınıza bir zorba çıkar, sizi pataklayıp cebinizdeki bütün paraları da alıyor, siz bu paranızı vermemek hususunda direniyorsunuz fakat etraftaki arkadaşlarınız ‘Aman kavga çıkar iş kötüye varır, ne olur bu parayı bırak o alsın’ der. İşte bizce, Birleşmiş Milletlerin bize bugün söylediği budur. Böyle bir durum herhangi bir insani, ahlaki veya hukuki prensiplerle kabili telif olamaz.”
1974’te güçler dengesi Türk tarafının lehine döndüğünde Rauf Denktaş, Makarios’un 1974 öncesi izlediği politikanın benzerini izliyordu. Tıpkı Makarios gibi, “
güç bizdedir “daha fazlasını elde edebiliriz” anlayışıyla görüşmeleri zamana yayıyor ve realist bir uzlaşma........
