menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Avrupa Birliği’nde savunma arayışı, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin güvenlik telaşı ve Türkiye

26 0
10.05.2026

Kıbrıs Rum sivil toplum kuruluşlarından OPEK, geçtiğimiz günlerde PRIO ile birlikte Avrupa Birliği’nin savunma politikalarında girdiği yeni arayışları ve Kıbrıs’a olası yansımalarının tartışıldığı bir panel düzenledi.

Aşağıda, panelde yaptığım konuşmadan bazı bölümler aktarıyorum.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’nın güvenliğini NATO sağlıyordu. NATO’nun ilk Genel Sekreteri Lord Ismay’in karakteristik sözleriyle NATO’nun amacı, “Amerikalıları içeri almak, Rusları dışarıda bırakmak ve Almanları baskı altında tutmaktı.”

İleriki yıllarda Almanya “uyumlu” bir ülke haline gelince, o da Avrupa savunmasının veya olası bir savaşın tarafı oldu. NATO, Avrupa devletlerini sadece dışa karşı korumuyordu. Kendi aralarında savaş yapmalarını da engelliyordu.

Avrupa Birliği’ni kuran ve daha sonra Birliğe katılan ülkeler genellikle güvenlik politikalarından uzak durdular. NATO güvenlik sorumluluğunu üstlenirken, AB üyesi devletler ekonomik kalkınmaya önem veriyor, kendi aralarında barışı inşa ediyor ve AB kurumlarını oluşturuyorlardı.

AB dünya tarihinde eşine rastlamadığımız bir oluşumdur. Ulus-devlet-ötesi bir örgütlemeyle Avrupa’da savaş tarihine son veren AB, üye devletlerin kendi aralarında savaşmalarını prensip olarak sonlandırdı. Bilindiği gibi, Avrupa’da ulusların ve ulus-devletlerin yol açtığı korkunç yıkıcılık ve saldırganlık en uç noktalara ulaşmıştı. 19. yüzyılda savaşa bulaşmayan devlet yoktu. Ayrıca, Avrupalı uluslar kolonyalizm ve emperyalizme yönelmişlerdi. Avrupa Birliği bu geçmişe nokta koydu ve düne kadar savaşan üye devletler supra-nasyonel bir işbirliğine yöneldiler.

Bu büyük bir dönüşümdür. Üye devletler gönüllü olarak kendi yetkilerinin önemli bir kısmını AB’ye devrediyorlardı ve bu da devletler arası işbirliğinde yepyeni bir örnek oluşturuyordu.

AB bir kurum olarak egemen değildir. Egemen üye devletlerin imzaladıkları anlaşmalarla yönetiliyor. Böyle olmakla beraber, Avrupa Adalet Divanı gibi devletleri aşan kurumlara sahiptir.

Fakat, AB bir kurum olarak dünyada ortaya çıkan çatışma ve savaşlara müdahale eden bir aktör değildir. Ordusu yoktur. Üye devletler arasında AB’nin hangi yöne evirileceği konusunda görüş birliği yoktur. Örneğin, ortak savunma oluşumunu 1953 yılında Fransa reddetmişti. Bugün de görüş ayrılıkları vardır.

Ukrayna Saldırısı ve Trump Tehdidi

Fakat, AB giderek ortak bir savunma politikası geliştirmeye yöneldi. Örneğin, Brexit’ten sonra AB’nin alacağı önlemler konuşulurken, ortak savunma ve AB ordusunun kurulmasından söz ediliyordu. 2017 yılında Alman dışişleri bakanı Gabriel, Avrupalıların ordu kurmaya yöneldiklerini söylemişti. O dönemde Almanya’nın savunma bakanı olan günümüzün AB Komisyon başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa Güvenlik ve Savunma Birliğinin kurulmasından söz ediyordu.

Ancak, AB’nin Güvenlik ve Savunma Politikasına ciddi biçimde yönelmesi ve bu alanda “egemen” olmayı hedeflemesi esas itibarıyla Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasıyla gündeme geldi. Rusya’nın Avrupa kıtasında savaş dosyasını yeniden açması, ayrıca, Trump yönetiminin tutumu, AB içinde “Savunma Birliği” oluşturulmasını tahrik ve teşvik etti.

ABD’nin tutumu yüzünden NATO’nun artık AB devletlerinin güvenliğini sağlayamayacağından korkulması, Trump’nın AB’yi “dejenere olmuş bir medeniyet” olarak görmesi ve dağılmasından en az Putin kadar mutluluk duyacağını saklamaması, AB’yi yeni bir durumla karşı karşıya bıraktı. Ayrıca, Rusya karşısında ABD’nin aldığı tavır AB’ye güven vermemeye başladı. ABD’nin “al gülüm ver gülüm” anlayışıyla sergilediği transaksiyonist duruşu, Rusya ile Avrupalıları dışarıda bırakan pazarlıklar yapması, Avrupa Birliği’ni savunma ve güvenlik açısından “egemen” olmaya zorluyor.

İmkanlar ve Zorluklar

Gelgelelim, AB’nin mevcut yapısıyla ortak güvenlik ve savunma politikası oluşturması ve kendi ordusuna sahip olması oldukça zor görünüyor. AB üyesi devletler ayrı ayrı kendi savunma alt yapılarını oluşturdular ama ortak bir alt yapıdan yoksundurlar. Üye ülkelerin egemenlik devri konusundaki tutucu tavırlarının yanı sıra, savunma alanında ABD’ye bağımlılıkları vardır. Silah tedarikinin @’nı ABD’den sağlıyorlar. AB’nin Savunma ve Uzay Komiseri Andrius Kubilius’e bakılırsa, ABD kendi ihtiyaçları yüzünden AB ülkelerine silah tedarikini durdurabilir. Bu durumda, AB ülkelerinin silah üretimini hızlandırmaları gündeme geliyor. Fakat, bunun nasıl yapılacağı konusunda net bir fikir yok.

AB ülkeleri Rusya’yı........

© Yeni Düzen