“Ben Ölürsem Çocuğuma Ne Olacak?”
KKTC’de aileler yıllardır aynı soruyla yaşıyor: Günlük yaşamında düzenli, sürekli veya yoğun desteğe ihtiyaç duyan evlatları, anne ve babaları artık hayatta olmadığında nasıl yaşayacak? Demirhan Engelsiz Yaşam Evi için değişen hedef tarihler, yeterince açıklanmayan kapasite bilgileri ve yanıt bekleyen sorular, sosyal devletin en ağır sınavlarından birini önümüze koyuyor.
Bir annenin, bir babanın en büyük korkusu nedir?
Yoğun ve sürekli desteğe ihtiyaç duyan bir evladı olan aileler için asıl korku, çoğu zaman ölümün kendisi değildir.
Korku, ölümden sonra başlayacak hayattır.
Gecenin bir vakti zihne yerleşen ve kolay kolay susmayan o soru:
“Ben ölürsem çocuğuma ne olacak?”
Kim ilaçlarını takip edecek?
Kim ihtiyaçlarını anlayacak?
Biri ona kötü davranırsa kime başvuracak?
Kendi yaşamına ilişkin kararlar alınırken onun sözü dinlenecek mi?
Anne ve babasının ömrü bittiğinde güvencesi de bitecek mi?
Burada yalnızca çocuklardan söz etmiyoruz. Yetişkinlik döneminde de sağlık, iletişim, barınma, kişisel destek veya karar verme alanlarında düzenli ve yoğun desteğe ihtiyaç duyan yurttaşlardan söz ediyoruz.
Bu korku varsayımsal değil
Ebeveynlerinin ölümünün ardından Down sendromlu kardeşi Savaş’ın desteğini üstlenen Canev Değirmenci, kardeşinin ilaçlarının takibinden kişisel bakımına kadar günlük ihtiyaçlarının aile bireyleri tarafından karşılandığını anlatıyor. En büyük kaygısı, kendisine ve kardeşinin diğer destekçilerine bir şey olması durumunda bu sorumlulukları kimin üstleneceğini bilememek. Aynı haberde Engelli Aileleri Dayanışma Derneği Başkanı Refia Arı da ailelerin temel korkusunun, kendilerinden sonra evlatlarının nasıl yaşayacağını bilememek olduğunu belirtiyor (Haber Merkezi, 2024).
İtiraf edelim: Bu tabloyu yalnızca kişisel bir aile dramı olarak görmek kolayımıza gelebilir.
Oysa mesele doğrudan kamusal sorumlulukla ilgilidir.
Tek bir insanın dahi ailesini kaybettikten sonra güvencesiz kalması kabul edilemez.
Yapılanı inkâr etmiyoruz, güvenceyi soruyoruz
KKTC’de bu alanda hiçbir şey yapılmadığını söylemek doğru olmaz.
Demirhan Engelsiz Yaşam Evi ve Rehabilitasyon Merkezi’nin gündüzlü hizmet sunan ilk etabı 26 Eylül 2024’te açıldı. Aynı açıklamada yatılı bölümün 2025’in ilk çeyreğinde hizmete konulmasının hedeflendiği duyuruldu (Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı [ÇSGB], 2024).
Merkez çalışanlarının, ailelerin, derneklerin, gönüllülerin ve projeye katkı sağlayan kurumların emeği görmezden gelinemez.
Ancak gündüzlü rehabilitasyon hizmetinin başlamasıyla aile sonrasındaki yaşamın güvence altına alınması aynı şey değildir.
Mevcut sistem, anne ve baba artık hayatta olmadığında bireye kesintisiz, kişiselleştirilmiş ve hukuken güvence altına alınmış bir yaşam sunabilecek midir?
Bir binanın varlığı, kendi başına işleyen ve sürdürülebilir bir sistem bulunduğunu göstermez.
Değişen hedef tarihler
Resmî açıklamaların kronolojisi dikkat çekicidir.
26 Eylül 2024’te yatılı bölüm için 2025’in ilk çeyreği hedef gösterildi (ÇSGB, 2024).
15 Mayıs 2025’te, 24 saat esasına göre çalışacak bölümün Haziran 2025 sonunda açılacağı bildirildi (ÇSGB, 2025b).
3 Aralık 2025’te yatılı bölümün bu kez yeni yılın başında hizmete gireceği açıklandı (ÇSGB, 2025a).
13 Mayıs 2026’da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, altyapı ve personel hazırlıklarının tamamlandığını, ihale sürecinde gecikme yaşandığını ve bölümün yaklaşık iki ay içinde hizmet vermeye başlayacağını söyledi (ÇSGB, 2026).
Bu açıklamalar aynı nitelikte değildir. Birinde hedef, diğerinde doğrudan açılış beklentisi dile getirilmiştir. Fakat sonuçta kamuoyuna birden fazla tarih açıklanmış ve takvim birkaç kez ileriye taşınmıştır.
Bu yazı 30 Temmuz 2026’da yayına hazırlanırken, son açıklamadaki yaklaşık iki aylık dönem sona ermişti. Yapılan taramada yatılı bölümün fiilen açıldığını, ilk kabulün gerçekleştiğini veya kaç kişinin yatılı hizmet almaya başladığını bildiren daha güncel bir resmî duyuruya ulaşılamadı (ÇSGB, t.y.-b).
Tarama notu: Güncel durum kontrolü 30 Temmuz 2026 tarihinde yapıldı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının “Haberler” sayfası ile Ocak-Temmuz 2026 arşivleri incelendi; “Engelsiz Yaşam Evi”, “Demirhan” ve “yatılı” sözcükleriyle Bakanlığın alan adıyla sınırlandırılmış aramalar yapıldı. Sosyal medya hesapları, yayımlanmamış yazışmalar ve doğrudan kurumsal görüşmeler bu taramanın kapsamında değildir.
Dolayısıyla bu tespit, hizmetin kesin olarak başlamadığı anlamına gelmez. Fakat bir kamu hizmetinin başlayıp başlamadığına ilişkin temel bilgi, ailelerin ayrıca araştırma yapmasını gerektirmeyecek açıklıkta yayımlanmalıdır.
“Yakında” bir sosyal hizmet modeli değildir.
Güvence, açıklanan tarih değil; kapısı fiilen açılmış, personeli göreve başlamış, bütçesi ayrılmış, kabul ölçütleri belirlenmiş ve düzenli biçimde denetlenen bir sistemdir.
Kapasite neden açıklığa kavuşmuyor?
Eylül 2024 tarihli açıklamada yatılı hizmet için 24 kişilik kapasiteden söz edilmiştir (ÇSGB, 2024).
Bakanlığın tarihsiz proje........
