menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Güney Kıbrıs-Fransa Askeri Anlaşması ve Hristodulidis'in Lilliput Kumarı

10 0
16.06.2026

Güney Kıbrıs ile Fransa arasında geçtiğimiz günlerde imzalanan askeri statü anlaşması (Status of Forces Agreement, SOFA), Doğu Akdeniz’deki jeopolitik dengeleri sarsma potansiyeli taşıyan önemli bir hamle olarak öne çıktı. Zira her ne kadar Fransa’nın bölgedeki operasyonel kabiliyetini artırmayı hedefleyen lojistik bir adım gibi lanse edilse de, Güney Kıbrıs açısından bunun Türkiye'nin askeri varlığına karşı bir tür stratejik derinlik arayışı olduğunu söylememiz lazım.

Bir başka deyişle, Güney Kıbrıs'ın bu anlaşmayla, Fransa’nın hava ve deniz gücünü adadaki askeri altyapıya entegre etmenin ötesinde, Türkiye'yi dengelemeye yönelik yeni bir jeopolitik çerçeve oluşturmayı hedeflediği açık.

Fransa ile kurulan askeri bağ, Kıbrıslı Rum lider Nikos Hristodulidis’in son dönemde Hindistan’dan Orta Asya’ya, Avrupa-Atlantik ekseninden Körfez’e uzanan dış politika hamlelerine de ışık tutuyor.

Bu yoğun diplomasi trafiğini bir başarı hikayesi olarak görenlerin yanı sıra, taşıdığı riskler bakımından eleştirel bir bakışla değerlendirenlerin sayısı da azımsanmayacak kadar fazla. Bu bağlamda özellikle sevgili Mete Hatay’ın konuyla ilgili yazısında, Güney Kıbrıs'ın “hiperdiplomatik” hamlelerinin yarattığı güvenlik ikilemine dikkat çekmesi oldukça değerli. [1]

Bu tartışmalara naçizane bir katkıda bulunması ümidiyle; uluslararası ilişkiler literatüründe önemli bir kavram olan "Lilliput diplomasisi" pratiğinin ve bu pratiğin enstrümanları arasında yer alan "ittifak sığınağı" (alliance shelter) stratejisinin, Güney Kıbrıs'ın son dönemde benimsediği dış politika çizgisinin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olacağını düşünüyorum.

Hemen açıklayalım: Lilliput, Jonathan Swift’in ünlü eseri Gulliver’in Seyahatleri'nden ödünç alınan bir metafor. Swift’in Lilliputları; fiziksel olarak küçük ama kendilerini olduğundan büyük gören, sınırlı kapasitelerine rağmen büyük güç siyasetinin merkezinde olduklarına inanan bir toplumu temsil eder. Uluslararası ilişkiler literatüründe ise “Lilliput diplomasisi”, küçük devletlerin görünürlük ve sembolik diplomatik hamlelerle etkilerini gerçek kapasitelerinin ötesine taşıma çabasını anlatır.

Tıpkı romandaki cücelerin uyuyan dev Gulliver’i yüzlerce küçük iplikle yere........

© Yeni Düzen