menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ABD Kaybetti, İran Kazanmadı

12 0
15.05.2026

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun geçtiğimiz Çarşamba günü gerçekleştirdiği basın toplantısında yaptığı açıklamalar, Washington’un savaşın ilk günlerindeki özgüveninden ne kadar uzaklaştığını göstermesi açısından dikkat çekiciydi. Haftalardır İran’a “ya geri adım at ya da sonuçlarına katlan” mesajı veren ve bir tür “tavuk oyunu” oynayan ABD yönetimi, bu kez kamuoyunun karşısına kesin bir zafer ilanıyla değil; “mutabakat zaptı”, “çerçeve anlaşma” ve “aşamalı süreç” gibi diplomatik ifadelerle çıktı. Son günlerde tarafların sert açıklamaları gerginliğin yeniden tırmandığı izlenimini verse de sızan bilgiler, Washington’un başlangıçta reddettiği kademeli çerçeveyi kabul etmeye yaklaştığını gösteriyor [1].

Bu tablonun savaşın ilk günlerindeki beklentiyle taban tabana zıt olduğunun altını çizmemiz gerekiyor. Hatırlanacağı üzere Washington’daki hakim hava, İran’daki rejimin ekonomik baskı ve askeri üstünlük karşısında kısa sürede çökeceği, yerine gelecek “ılımlı” yönetimin ABD talepleri karşısında geri adım atacağı yönündeydi. Ancak iki aydan uzun süren savaş ve gerilimin sonunda, ABD’nin tüm askeri imkanlara rağmen “sert güç” bağlamındaki üstünlüğünün artık otomatik olarak siyasi sonuç üretmediği bir kez daha ortaya çıkmış oldu [2].

Bununla birlikte Trump yönetimi için oldukça kabarık bir fatura söz konusu. Zira savaş yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi ve stratejik olarak da ABD’yi yıpratmış durumda.

Bu bağlamda savaş uzadıkça Amerikan kamuoyu “bu savaşın amacı ne?” sorusunu daha yüksek perdeden sorarken, geçtiğimiz günlerde tamamlanan Reuters/Ipsos anketine katılanların yüzde 66'sı, Trump'ın “ABD'nin İran'a askeri müdahalesindeki hedefleri net biçimde açıklamadığı” görüşünde. [3]

Buna ek olarak, savaş nedeniyle akaryakıt fiyatlarının yüzde 50’ye yakın artması ve yükselen enflasyona bağlı olarak hayat pahalılığının giderek derinleşmesiyle birlikte, normalde dış politika gündeminden uzak duran Amerikalı seçmenlerin savaşa karşı tepkisini 3 Kasım’da gerçekleştirilecek ara seçimlerde sandığa yansıtmasına artık neredeyse kesin gözüyle bakılıyor.

Öte yandan savaşın ikinci haftasından itibaren ABD füze savunma sistemlerinin uzun süreli angajman nedeniyle ciddi baskı altında olduğu yönündeki tartışmaların Pentagon’un “sınırsız kapasite” algısında yarattığı ciddi aşınma da ABD için önemli bir stratejik kayıp olarak karşımıza çıkıyor.

Sürecin ABD’nin bölgedeki müttefikleri açısından Washington’un kendilerini koruyabileceğine dair güveni ciddi biçimde sarsması da yine Trump yönetiminin hanesine eksi olarak yazılmış durumda. Suudi Arabistan, BAE ve diğer Körfez ülkeleri ABD ile köprüleri........

© Yeni Düzen