menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Amaç “Anayasa Değişikliği” Değil, Siyasi Manevra

13 0
17.03.2026

Hükümet, “Anayasa Değişikliğine İlişkin Yasa Önerisi”ni 26 milletvekilinin imzasıyla Meclis’e sundu ve Resmi Gazete’de yayımladı.

Anayasa gibi bir konuda ilk bakılması gereken şey metnin kendisinden önce sürecin nasıl yürütüldüğüdür. Çünkü anayasa sıradan bir yasa değildir; devletin temel sözleşmesidir. Bu nedenle anayasa değişiklikleri Meclis çoğunluğunun ötesinde, geniş bir toplumsal ve siyasal uzlaşıyla yapılmalıdır.

Oysa daha baştan ortaya çıkan tablo bunun tam tersini gösteriyor.

Bir yandan hükümet anayasa değişikliği gibi kritik bir düzenlemeyi 26 imza ile Meclis’e getiriyor, diğer yandan hükümet çoğunluğunu oluşturan bazı milletvekillerinin bu metnin altında imzası bulunmuyor. Başka bir ifadeyle, hükümet anayasa değişikliğini toplumsal uzlaşıyla değil, sınırlı bir siyasi iradeyle gündeme getiriyor. Bu bile tek başına sürecin ne kadar sorunlu ve sağlıksız bir zeminde başladığını göstermeye yetiyor.

Yargıdaki Tıkanıklığın Gerçek Nedeni

İlk bakışta teknik bir düzenleme gibi sunulan bu değişikliğin amacı, yargıdaki iş yükünü azaltmak, yargı süreçlerini hızlandırmak ve Yüksek Mahkeme’nin kurumsal kapasitesini güçlendirmek olarak ifade ediliyor. Nitekim yasa önerisinin genel gerekçesinde de yargı süreçlerinin hızlandırılması ve mahkemenin kapasitesinin artırılması hedefinden söz ediliyor.

Ancak bugün tartışmamız gereken mesele yalnızca bu değildir.

Çünkü yargıda yaşanan tıkanıklık yalnızca mahkemelerin yapısıyla açıklanabilecek teknik bir mesele değildir. Bu tıkanıklık aynı zamanda ülke yönetiminde giderek yerleşen hukuk dışı uygulamaların ve hukuk devleti ilkesinden uzaklaşan keyfi yönetim anlayışının da bir........

© Yeni Düzen