menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kendi Kitabının Yabancısı Olmak

22 0
19.06.2026

Geçenlerde bir dostumla dertleşirken laf döndü dolaştı; hepimizin zaman zaman düştüğü o büyük ve sessiz anlam arayışına geldik. Masaya öyle bir cümle bıraktı ki…

"Öyle bir kitap ki bu; okudukça içine dalıyor, satırlarında kendimizi kaybediyoruz. Bazen aynı sayfayı iki, üç, dört defa okuyor ama yine de anlamıyoruz. Tuhaf olan şu ki, okumayı da bırakamıyoruz."

Durup düşündüm. Ne kadar haklı bir sitem, ne kadar güzel bir benzetme… Sonra o can alıcı, insanı kalbinden yakalayan soruyu sordu: "İnsan, başrolü ve kahramanı olduğu kendi kitabını anlamaz mı hiç?"

Anlamıyor işte. İnsanın en büyük paradoksu da burada başlıyor zaten.

Tam bu noktada, kendi kitabım "Aynadaki Ben, Heybemde Hikayeler" için kaleme aldığım o satırlar düştü aklıma. Orada da tam olarak bu yabancılığı, bu bitmek bilmeyen keşif yolculuğunu anlatmaya çalışmış ve şöyle demiştim: "İnsan en çok kendine geç kalıyor bu hayatta. Heybemizde başkalarının hikayelerini taşımaktan, aynadaki o yabancının yüzüne bakmaya, onun ne hissettiğini anlamaya vaktimiz kalmıyor."

İşte tam da bu yüzden, insan dönüp arkasına baktığında, altını koyu koyu çizdiği bazı günlerin neden o kadar karalandığını, bazı güzelim sayfaların neden alelacele geçildiğini bir........

© Yeni Birlik