menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gerçeklik ve hayal arasındaki ince çizgi

8 0
22.05.2026

Penceremin kenarında çayımı yudumlarken masadaki faturaya ve hemen yanındaki ajandama gözüm ilişti. Ajandanın sayfaları açılacak su kuyuları, temeli atılması planlanan mescidler, rotalar ve ziyaret listesiyle doluydu. Şöyle bir arkama yaslanıp düşündüm: Gerçekten ne ara bu kadar koşturmacanın, bu kadar rasyonel bir dünyanın içine gömüldük?

Hepimizin dilinde benzer, biraz da sitemkar bir nakarat var: "Hayatın gerçekleri var, hayallerle karın doymuyor."

Doğru, yalan değil. Dünya hayallerle dönmüyor. Yerçekimi diye bir şey var, statik hesaplar var, bütçeler var, sabahın köründe şantiyede ya da sahada olmak zorunluluğu var. Sadece niyet ederek, bir yıldız kaydığında dilek tutarak ya da güzel temennilerde bulunarak o kuyulardan su çıkaramıyor, o mescidlerin kubbelerini göğe yükseltemiyoruz. Dünya; emeğin, stratejinin, ter dökmenin ve katı kuralların üzerinde yükseliyor. Gerçeklik, bu hayat mücadelesinde ve ortaya koyduğumuz işlerde ayakta kalabilmemiz için kuşanmamız gereken bir zırhtır.

Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var ki, insanı insan yapan, dünyayı yerinden oynatan tam olarak orasıdır: Hayalsiz de olmuyor.

Eğer dünya sadece mantıktan ve o katı........

© Yeni Birlik