menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye’nin büyüme modelinde atık sınavı

4 0
yesterday

Türkiye’de atık yönetimi sektörü, YEKDEM sonrası döneme ilişkin belirsizlikler ve döviz bazlı yüksek maliyetler nedeniyle kritik bir eşikten geçiyor. Enerji bağımlılığından kurtulup entegre döngüsel ekonomiye geçilemezse, sanayimizin hammadde güvenliği ve uluslararası rekabet gücü ciddi risk altına girecek.

ÇÖPÜN EKONOMİSİ VE SANAYİDE YAPISAL KRİZ

Türkiye ekonomisi, bir yandan cari açık ile mücadele ederken diğer yandan sanayide hammadde ve enerji güvenliğini tesis etmeye çalışıyor. Bu denklemin merkezinde duran ancak uzun süre göz ardı edilen en kritik alanlardan biri atık yönetimi. Atık yönetimi; atığın oluşumundan kaynağında ayrıştırılmasına, toplanmasından taşınmasına, geri dönüştürülerek ekonomiye hammadde olarak kazandırılmasından enerji üretimine ve nihai bertarafına kadar uzanan bir değer zinciri.

Sürdürülebilirlik Akademisi ev sahipliğinde ve Biotrend’in katkılarıyla düzenlenen “Atık Yönetiminde Yapısal Dönüşüm ve Yeni Dönem Çalıştayı”nın resmî raporu ve somut çıktıları, sektörün önemli yapısal zorluklarla karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor. Ulaştığımız veriler ve çalıştay raporundaki saptamalar, meselenin basit bir “çevre temizliği” olmadığını, doğrudan bir sanayi politikası, dış ticaret dengesi ve kamu maliyesi meselesi olduğunu gözler önüne seriyor.

Atık yönetimini yalnızca belediye temizlik faaliyeti veya yenilenebilir enerji üretimi olarak görmek, ekonomiyi yapısal bir körlüğe itmektedir. Bugün gelinen noktada Türkiye atık yönetimi sektörü, teknik kapasitesini büyütmüş olsa da finansal, kurumsal ve hukuki tıkanıklıklar nedeniyle önemli bir dönüşüm ihtiyacıyla karşı karşıyadır.

YİRMİ YILLIK KAZANIMLAR VE YEKDEM TIKANMASI

Türkiye, 2006–2026 kapsama alanını içeren son yirmi yıllık süreçte atık yönetiminde kayda değer bir altyapı dönüşümü imzaladı. Vahşi depolama alanlarından büyük ölçüde çıkılarak kontrollü düzenli depolama tesislerine, biyogazdan elektrik üreten tesislere ve mekanik ayrıştırma hatlarına geçildi. Bu dönüştürücü sürecin arkasındaki ana finansal motor ise Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) oldu. YEKDEM, özel sektör yatırımlarını tetikleyerek hızlı bir tesisleşme sağladı; çevre sağlığını korudu, depolama alanlarından metan gazı salımını engelleyerek iklim hedeflerine hizmet etti.

Ancak bu kazanımlar bugün kalıcılık riskiyle karşı karşıya. Sistem, gelir modelinde tamamen elektrik satışına dayalı bir yapıya mahkûm edildi. Çalıştay raporundaki tespitler açık: Döviz bazlı gelir sunan YEKDEM........

© Yeni Birlik