Kadınlar yönetsin dünyayı
İki insanla başlıyor iletişim ve yine iki insanla iktidar savaşı…
Tarih boyunca iki cins arasında kazanan erkek olmuş hep.
Binlerce yıllık insanlık tarihinde, sadece birkaç yüzyıla sığmış kadının da haklarını anmak!
Şimdi, bir başka, büyük, ortak ve güçlü tehdit altında dünya; sürdürülebilir gelecek.
Bu sadece iklim kriziyle sınırlı olmayan ama tüm dertleri birbirine ulayan bir süreç.
Büyük bir zihinsel dönüşüm süreci yaşanıyor.
Yarına bırakacak bir dünya için enerjiden, üretime, tüketimden kentleşmeye bir dolu başlık altında elbirliği ile çalışılıyor.
Hala savaşların, silahın sosyo-ekonomik gücünden medet umanlar var olsa da, o zihinsel dönüşüm hızla gerçekleşiyor.
Mesele, dijitalleşme, ikiz dönüşüm, döngüsellik gibi başlıklarla sınırlı değil elbette.
UNDP’nin 17 küresel amacı “kimseyi geride bırakma” düsturuyla hayatımızda.
Kimseyi bırakma derken cinsiyet ayırmıyor; kadın erkek demiyor.
Her ne kadar tarih, gücünü gölgelemeyi, bastırmayı, ikincil yapmayı tercih etmiş olsa da kadınlara ayrı başlık açıyor; insan haklarından başlayarak adil ve eşit bir dünya düşlüyor.
Kadınlar, dönüşüme dışarıdan bakan değil içeriden yön veren karakter olmalıdır.
Uluslararası kurumlar ve kararlar, neredeyse zorunlulukla kadın varlığını büyütmeye, genişletmeye çalışıyor. Mesele, istihdam meselesi değildir. Fikirlerinin değer görmesini öne çıkarmak zorunludur.
Kadınların iş hayatına yaklaşımında yalnızca teknik başarı değil, anlam, katkı ve etki arayışı da güçlü olmalıdır.
Yeşil dönüşüm salt teknoloji değil, aynı zamanda bakış açısı meselesidir.
Çeşitlilik perspektifinden bakıldığında, kadınların kurumsal verimlilik için “ek seçenek” değil, temel kapasite olduğunu görülmelidir.
Çeşitlilik bir temsil vitrini değildir. Kurumsal performans ve yenilik kapasitesiyle bağlantılı bir unsur olarak işlemelidir. Kadınların üretim sahasında, operatörlükte, Ar-Ge’de, dijitalleşme süreçlerinde ve değişim elçiliğinde görünür olması; çeşitliliğin yalnızca sayısal bir artış değil, karar alma kalitesini ve problem çözme becerisini artıracaktır.
İnsan hakları açısından, onurlu çalışma hakkı, eşit fırsat, güvenli ifade alanı ve yapısal destek mekanizmalarının önemini net biçimde ortaya çıkmıştır.
Eşitlik ile sürdürülebilirlik birbirinden ayrı düşünülemeyecek konuma gelmiştir.
Kadınların güçlendiği işyerlerinde yalnızca bireysel başarı artmıyor; kurumsal öğrenme, empati, yenilikçilik, aidiyet ve dönüşüm kapasitesinin de arttığı........
