Mavi ve yeşilin buluşma noktası: Ordu
Zaman ne kadar hızlı akarsa aksın, bazı coğrafyaların ruhu, bereketi ve insanının toprağına olan sadakati hiç değişmiyor. Coğrafi sınırları aşan bir cazibeye sahip olan Ordu da bugünlerde hayatın en dinamik, en coşkulu ve en umut dolu ritimlerinden birini yaşıyor.
Bir yanda sahil şeridinde yankılanan dalga sesleri, diğer yanda bulutların üzerinde süzülen asırlık yaylalar… Ordu’yu haritadaki bir şehirden çok daha fazlasına; yaşayan, üreten ve kültürünü nesilden nesile taşıyan büyük bir değere dönüştürüyor.
Mavi ve yeşil renklerin somutlaştığı, şelalelerin tabiatın içinde hayat bulduğu, derelerinin türkülere söz olduğu, karalahana başta olmak üzere yerel lezzetlerinin ülkemizin dört bir yanında tanındığı Ordu’yu hepimiz biliyoruz.
Ancak bir şehri uzaktan bilmekle, o şehrin evladı olarak sokaklarında yürümek arasında büyük bir fark var.
İnsan, nerede doyarsa doysun, geçimini nerede sağlarsa sağlasın; doğduğu yer bir başka. Güzel ülkemizin her köşesi ayrı güzel, her şehri ayrı bir değer…
Ağustos ayının birkaç gününü doğduğum topraklarda; Ordu’da, Kumru’da, Eskiçokdeğirmen Mahallesi’nde, ailemle birlikte geçirme fırsatı buldum.
Bir yandan akraba ziyaretleri, bir yandan hasta ziyaretleri…
Bir yandan coğrafi güzellikler, diğer yandan tarihin izleri…
Mavi ile yeşilin buluşma noktalarından biri olan Ordu, dört mevsim yaşayan bir şehir. Yazı başka, kışı başka, baharları ise bambaşka…
Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’in “Düşünen, Üreten, Yarışan Ordu” şeklinde özetlediği vizyon, şehrin üretimden turizme, tarımdan altyapıya uzanan gelecek perspektifini de ortaya koyuyor. İlçelerle kurulan güçlü koordinasyon ise bu anlayışın şehrin tamamına yayılmasını sağlıyor.
Ordu’nun sahip olduğu potansiyeli ortaya çıkarmanın yolu da tabiatı koruyan, üreticiyi destekleyen ve şehrin değerini büyüten bir anlayıştan geçiyor.
ALIN TERİNİN KARŞILIĞI
Ağustos ayı geldiğinde Ordu’da hayat adeta fındık bahçelerinin dik yamaçlarında akar.
Aylarca verilen zorlu emeğin; kışın ayazında yapılan budamanın, bahar aylarındaki gübrelemenin ve yaz başındaki bahçe temizliği mesaisinin karşılığı bu dönemde toplanır.
Dolayısıyla Karadeniz insanı için fındık, ticari bir tarım ürününün çok ötesinde bir anlam taşır.
Fındık; evlenecek gencin düğün masrafı, okula yeni başlayacak evladın eğitim gideri, hanenin bir yıllık geçim güvencesi ve gelecek hayallerinin teminatıdır.
Bu topraklarda büyüyen her birey, fındığın ne kadar büyük bir emek ve fedakârlık istediğini çok iyi bilir.
Bahçeye girmeden, o dik yamaçlarda........
