menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mağaranın sırrı ve asrımızın sığınakları

13 0
08.07.2026

"Rusya'da esarette iken niyet ettim ve niyaz ettim ki, âhir ömrümde bir mağaraya çekileyim. Erhamürrâhimîn, bana Barla'yı o mağara yaptı, mağara faydasını verdi. Fakat sıkıntılı mağara zahmetini, zayıf vücuduma yüklemedi."

Bu sözler, "mağara"nın fıtratımızdaki ve tarihteki o kudsî yerini hatırlattı. Hira, Sevr... Ve bilhassa, çürümüş bir cemiyetin şerrinden dinlerini ve imanlarını korumak için bir mağaranın sinesine sığınan, asırları aşan bir dirilişin sembolü Ashab-ı Kehf... Mağara, dağ başlarındaki karanlık bir taş oyuğu değil; dünyanın sağır edici gürültüsünden sıyrılıp enfüsî tefekküre dalmanın, insanın kendi acziyle Rabb’ine iltica etmesinin en muazzam mekânıydı. Kader, sarp ve ıssız Barla'yı da böyle bir tecridhâneye çevirmiş, o mağaranın manevî faydasını lütfederken, meşakkatini omuzlardan almıştı. 

Bugün bizler, bu manevî tecride o eski zamanlardan çok daha fazla muhtacız. Mesnevî-i Nuriye’de bu durum şu cümlelerle dile getirilir: "İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Küre-i Arzı bir köy şekline sokan şu medeniyet-i sefîhe ile gaflet perdesi pek kalınlaşmıştır. Ta'dili, büyük bir himmete muhtaçtır. Ve kezâ, beşeriyet ruhundan dünyaya nâzır pek çok menfezler açmıştır. Bunların kapatılması ancak Allah'ın lütfuna mazhar olanlara müyesser olur." 

Amerikan tavukları misali lüzumsuz malumatlar ve asrın câzibedar fantezileri kendi ellimizle bize hücum ediyor. İnsanın kalbi ve ruhu, dışarıdan sızan bu dünyevî akıntılarla, o açık menfezlerden giren fânî gündemlerle her an yara alıyor. Bu dehşetli menfezleri kapatacak, ruhu dış dünyanın zehrinden koruyup tedavi edecek yalıtılmış sığınaklara âcilen ihtiyacımız var. 

İşte Barla’nın şubesi olan Nur........

© Yeni Asya