menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kâinatın kalbinde “trend” olmak

14 0
01.07.2026

Siber âlemin parlayıp sönen bu sun’î algoritmaları; İslâmiyet’in kâinat çapında işlettiği o şeâirin, ittihad-ı İslâm’ın şahs-ı manevîsinden süzülen o kolektif şuurun sönük bir taklidinden ibaret.

Mesnevî-i Nuriye’de, "vaktin evvelinde Kâbe’yi nazara alarak cemaatle namaz kılmanın" hakikatiyle bu eş zamanlılık sırrı anlatılır. Aynı vakit dilimi girdiğinde, dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca mü’minin, zihnî ve kalbî frekanslarını tek bir merkeze, Kâbe’ye kilitleyerek saf tutması akıl almaz bir odaklanma mühendisliğidir. Efendimiz’in (asm) "Amellerin en faziletlisi hangisidir?" sualine verdiği "Vaktinde kılınan namazdır." cevabındaki derinlik, kâinat çapındaki bu manevî rezonansa en güçlü sinyali gönderme sırrıdır. Vaktin evvelindeki o saniyeler, yeryüzünün en büyük ortak gündemine dâhil olunan o ilk dijital rezonans ânı gibidir.

Bu muazzam eş zamanlılığın hayattaki en açık yansımalarından birini de iftar vakitlerinde yaşarız. Milyonlarca insan, dünyevî hiçbir gücün, hiçbir yasanın yaptıramayacağı mutlak bir sükûnetle ezanı bekler. Ve tek bir semavî emirle, oruçlar aynı anda açılır; çarklar aynı salisede dönmeye başlar. Tıpkı cephedeki bir ordunun tek bir kumandanın emriyle "Allah Allah!" nidâlarıyla hücuma kalkması gibi; ehl-i iman da tek bir merkezden idare edilen o muazzam cemaat nizamının neferi olduğunu fıtraten hisseder ve kâinata ilan eder.

Arafat meydanında, bayram namazında, milyonlarca kalbin aynı anda "Allahu Ekber" nidasında birleşmesi, aslında yeryüzünün semavata karşı durup Arş’ı........

© Yeni Asya