menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gıybet olursa düşüncesi ile yanlışa yanlış demeyecek miyiz?

5 0
01.08.2026

Risale-i Nur satırlarında ise fikren ve fiilen inkişafın ancak hürriyet zemininde olacağı dersi verilmiştir. Bu yüzden de, fikir hürriyeti, “düşünme”nin ayrılmaz bir parçasıdır.  Fakat müstebit yapılanmalara bakıldığında “en doğru”nun zaten birisi veya birileri tarafından ifade edildiği söylenir. O yüzden sizin bir fikir üretmeniz ve hatta eleştirmeniz hoş karşılanmaz ve size sistemin çarklarını bozan vida muamelesi yapılır. Çünkü sistem her farklı düşünceyi çatlak bir ses yani dişlilerin içerinde yuvasından fırlamış bir vida gibi görür ve sistemin selameti adına sizi hemen yerine takıp bir daha çatlak ses çıkarma diye biat ettirmek derdine düşer ya da çıkarılıp atılması gereken tehlikeli biri olarak görür. Bunların hepsi sistemi muhafaza içindir(!)

Bu çerçeveden bakıldığında dinî geleneğin hâkim olduğu ortamlarda, işleyen sisteme dair getirilen en ufak farklı bir ses veya eleştiri hemen “gıybet” etme diyerek susturulur. Bu ise yanlışa daha çok zemin hazırlamak demektir.

Burada hemen şu soru akla gelir. Kişinin kalbini itham etmeden, şahsını zedelemeden, yanlışına seyirci olmamak için konuşmak gıybet midir? 

Gıybet, insanın kişiliğine bir saldırıdır. Gıybet gizli olanı aşikâr etmeye yöneliktir. Oysa, nefsine uyup yanlış yapan veya düşünen bir mü’min, bu halde dahi mü’mindir; ve bu yanlışından dolayı, onu bir bütün olarak zemmedemeyiz, kalbini itham edemeyiz, şahsını rencide edemeyiz. Fakat kalbini itham etmeyelim, şahsını rencide etmeyelim derken, sergilediği uygulama veya düşünce yanlışına seyirci de olamayız.

Risale-i Nur’da gıybet mevzusu gıybetin ne olduğu, tafsilli bir şekilde Uhuvvet Risalesi sonunda anlatılmıştır. Bundan başka Risale-i Nur’da iki........

© Yeni Asya