Zalimi Allah’a havale etmek
Bir penceremiz var: Her şeyi oradan bakarak söylüyoruz. Hükümler veriyoruz. Herkesi yargılıyoruz, Allah’ı da yargılıyoruz. Öyle ya, bizim aklımız var; başka kimsede akıl yok sanki! Allah’a bile akıl verecek güçteyiz, haşa ve kella!
Oysa birkaç penceremiz olabilir, pekâlâ! Bir meselenin pek çok yönü olabilir! Tek bir yönünden bakıp hüküm vermek bizi yanlışa sürükler çünkü.
Çoklu düşünebilmeliyiz. Buna beşerî ilişkilerimizde de ihtiyacımız var. Bir meseleye başkaları açısından da bakabilmeliyiz. Kaldı ki, Allah’ı yargılıyorsak haddimize düşürüp de, işimiz çok daha sarp demektir.
Allah olsaydı dünyada bu kadar zulüm ve katliam olmaz mıydı? Allah izin vermez miydi? Gazze’de yaşananlar, evet çok zalim’cedir. Tam manasıyla katliamdır! Ama Allah neden müdahale etmedi diyemeyiz.
Allah’ın Mahkeme-i Kübra’sı var
O kadar ucuzca düşünmeyelim. Kendi vazifemizi yapmıyoruz; Allah’ın işine karışıyoruz! Böyle düşünmekle cürüm işlediğimizin de farkında olamıyoruz! Vah ki vah!
Öncelikle söylemeliyiz ki, Gazze’de katliamlar dünyanın gözü önünde yapıldı. Bundan İsrail sorumludur evet; ama biz sorumsuz muyuz? Görüp de kılı kıpırdamazcasına ses çıkarmayan, sesini güçlü çıkarmayan, -içinden tel’in etse de- ortalığa dökülmeyen insanoğlu mes’ul değil midir?
Tamam, dünya kan gölüne dönmedi, tamam arkada Amerika vardı; ama ortak akıl, ortak ses çok daha güçlü çıkamaz mıydı?
Bunları yapmayıp “Acaba Allah var mıdır” demek tam züğürtçe bir divaneliktir!
Evet, Allah’ın şefkati ve merhameti var, ama adaleti de var, hesabı da var. Mahkeme-i Kübra’sı da var!
İki Dünyalı Düşünmeliyiz
Öncelikle şunu söyleyelim: Mazlumun........
