Konumumuz ve sorumluluğumuz - 1
Aynen Efendimiz’in (asm) Bedir Savaşı’nda ordusunu Bedir kuyuları etrafına konuşlandırıp; 313 kişi ile üç kat daha fazla olan müşrik ordusunu mağlup etmesi gibi…
Hatta bu gibi konumların; avantajları ne kadar çok ise o derecede zaferleri muhakkaktır. Mesele:
Efendimiz’in (asm) bu konumunun bazı avantajları:
a. Su kuyularının yanında olması,
b. Zeminin öyle, insanın hareket kabiliyetini engelleyen, çölün kaygan kumu değil, bilakis sağlam destek sağlayan sert toprak ve taş olması,
c. Daha önceden oraya yerleşip çevreyi de kontrol altına alarak, alan hâkimiyetini elde etmesi gibi avantajlar içeriyordu ki, küffarın ordusu kat kat fazla olduğu halde müşrikler, mağlubiyetin zillet ve felaketinden kurtulamamışlardır. Hatta bu plan ve başarıyı en azılı hasmı olan bir komutan da, takdir ve tasdik edip peygamberliğine delil saymıştır.
İşte bizim de hayatta başarılı olabilmemiz için bu Nebevî planı örnek alıp, hayatımıza tatbik etmemiz şarttır. Eğer bu durum vahye dayanıyorsa o zaman vahyin tarafında yer almakla, yoksa çoklu aklın yanı ve sünnet olan meşveretle doğru konumu tespit ve tayin etmekle mükellefiz. Neden, sonucu mağlubiyet olan fânî ve zail olanların yanında yer alalım? Çünkü Cenab-ı Hak “Eninde sonunda müttakîler, galiptir”1 buyuruyor. O........
© Yeni Asya
