menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İhmale uğrayan ve kazaya kalan şükürler

16 0
yesterday

İnsanoğlu, hayatı boyunca nimetler denizinde yüzdüğü halde, bu nimetlerin kıymetini tam takdir edememektedir. Hatta çoğu insanlar bu nimetlerin farkında bile olmadan hayatlarını sürdürmektedir.

Halbuki, Allah insanı hiç yoktan varlık âlemine getirdi. Yaratırken taş, ağaç, bitki ve hayvan yapmayıp, varlıkların en üstünü insan şeklinde yarattı. Ona, hayat, ruh, akıl ve çeşitli duygular ve organlar ihsan etti. Gören gözler, işiten kulaklar, yürüyen ayaklar, çalışan bütün iç ve dış cihazlar ile donattı. Hayatını devam ettirebilmesi için yediği besinlerden, içtiği sudan, teneffüs ettiği havaya kadar saymakla bitirilemeyecek nimetleri veren Allah’a şükretmek vacip iken, nice insanlar bunları düşünmeye bile vakit bulamamaktadır. Dünyanın bin türlü meşgaleleri arasında, kimi insanlar inkârlarından, kimi insanlar da gafletlerinden yapması gereken bu şükürleri ihmal ederler. Cenab-ı Hak, böyle insanlar için “İnsan çok zalim ve çok nankördür.” İfadesinde bulunur.

Dünyada yaşayan bütün insanların dillerinde, bir ikram ve ihsan karşısında teşekkür etmek vardır ve her insan böyle ikramlara karşılık teşekkür etme ihtiyacını hisseder. Teşekkür etmemek büyük bir kabalık olarak görülür. Halbuki kabalığın en kötüsü, Allah’ın sayısız ihsan ve ikramlarına karşı yapılandır.

Bedüzzaman Hazretleri bu meseleyi önemine binaen şöyle izah eder: “Senin geçirmiş olduğun zaman şeridine elmas gibi nimetler dizilmiş, tam bir gerdanlık veya nimetlerin envaına bir fihriste şeklini veriyor. Binaenaleyh, geçirmiş olduğun vücudun her menzilinde, vaziyetinde, etvarında [tavırlarında], ahvalinde ‘Nasıl bu nimetlere vâsıl oldun? Ne ile müstehak oldun? Ve şükründe bulundun mu?’ diye hesaba çekileceksin. Çünkü, vukua gelen hâller suale tâbidir. Amma, imkânda kalıp vukua gelmeyen........

© Yeni Asya