menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dünya neden ölümlü, ahiret ölümsüzdür?

7 0
previous day

Fakat, Allah’ın koyduğu kanun gereği her canlı ister istemez bir gün gelir ve ölür. Canlılar için Allah’ın takdir ettiği ölüm hakikati ise, ayetlerin haber verdiği gibi ne bir an geri ve ne de bir an ileri gitmez. Bundan dolayı, her canlı için ecel birdir ve değişmez.

Allah ve ahirete inanan veya inanamayan her insanın vicdanında ebedî olarak yaşamak isteği vardır. Bu hakikati Bediüzzaman Hazretleri şöyle ifade eder: “Kim kendi uyanık vicdanını dinlerse, ‘Ebed, ebed!’” sesini işitecektir. Bütün kâinat o vicdana verilse, ebede karşı ihtiyacının yerini dolduramaz. Demek vicdan ebed için mahlûktur [yaratılmıştır]”. (Sözler, s. 849.)

Evet, Cenab-ı Hak ebediyen yaşanacak bir âlemi hazır edip vermek istemeseydi, her insana ebediyen yaşamak hissini vermezdi. Madem ki o duyguyu vermiş, elbette karşılığını da verecektir. 1996 yılında Erdal İnönü’ye bir öğrencisi sormuş “Siz Allah’a ve ahirete inanıyor musunuz?” Cevap olarak “Ebedî olarak yok olup gitmek istemiyorum. Onun için bir Tanrının olmasını istiyorum.” demiş. Evet, kim olursa olsun Sonsuz Kudret Sahibi olan bir Yaratıcı ve ahiretin olmasını mutlaka istiyor.

İnsanlar neden bu dünyada ölüyorlar? Bu sorunun tıp ilminde bir cevabı hâlâ bilinmiyor. Çeşitli sebepler söyleniyor fakat tam cevabı verilemiyor. İşte Bediüzzaman Hazretleri bu soruya ilmî olarak şöyle bir cevap veriyor: “Şu âlemde cism-i zihayatın [canlı bedenlerin] inkırazı ve mevte mazhariyeti [yıkılıp ölmesi] ise, varidat ve masarifin muvazenesizliğindendir. Çocukluktan sinn-i kemâle [olgunluk yaşı olan kırk yaşına] kadar varidat [gelir] çoktur, ondan sonra masarif [giderler] ziyadeleşir, muvazene [denge] kaybolur, o da ölür.” (Sözler, s. 810.) Fiziki ölümün izahı ancak bu........

© Yeni Asya